Hayatın Işığı Altında..

ışık tutmak için: ziranbula

Türklerde Bayrak Sevgisi


İlk çağlardan beri tüm uluslar kendilerini temsil eden sembolleri kullana gelmişler, sonuçta devleti temsil eden bayrak ve silâhlı kuvvetlerin onur timsali olan sancaklar ortaya çıkmıştır. Bayrak ve sancaklar, ulusların moral ve övünç kaynağı olduğu gibi, özgürlüğün de simgesi olmuştur.
Orta Asya’dan dünyanın dört bir tarafına yayılan Türk boyları, bayraklarının gölgesinde toplanarak zaferden zafere koşmuşlar ve dünyanın çeşitli bölgelerinde pek çok beylik, atabeylik, hanlık, devlet ve imparatorluk kurmuşlardır.

Bayrak, eski Türk devletlerinin her şeyi idi. Bağımsızlık bayrakla belirirdi. Komutanların ve boy beylerinin Türk halkları içindeki itibarı ve saygıları da yine bayraklarının şekline ve sayısına göre tayin edilirdi. Uğur ve başarı, ancak onun dalgalanan saçaklarında görülürdü.

Rengini kanımızdan, ay-yıldızını göklerden almış olan bayrağımız uğruna nice Türk evlâdı canlarını savaş meydanlarında feda etmiştir. Atalarımız al bayrağımızı üç kıt’a üzerinde şerefle dalgalandırmışlardır. Genç kızlar göz nuru dökerek ay-yıldızını işlemiş; genç erkekler, kahramanlar onu akından akına taşımışlardır. Şairler bayrağımızı en içli mısralarla dillendirmişlerdir. Bayrağa büyük bir içtenlikle seslenen ve bu seslenişi ile nesiller boyunca bayrak şairi diye anılmaya hak kazanan Arif Nihat Asya onu gönülden kopan bir dille deyimlendirmiştir:

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü!
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

ATATÜRK, “Bayrak bir milletin özgürlük alâmetidir. Düşmanın da olsa hürmet lâzımdır.” sözleri ile bayrağın kutsallığını dile getirmiştir. Bunun en anlamlı örneğini İzmir’deki davranışı ile göstermiştir. ATATÜRK, İzmir’in kurtuluşundan sonra geldiği İzmir’de önüne bir yol halısı gibi serilen Yunan bayrağını görünce sebebini sormuş; kendisini karşılayanlardan birinin “Yunan bayrağı paşam!…Yunan Kralı Konstantin buraya ilk girerken Türk bayrağını çiğneyerek geçmişti.” cevabını vermesi üzerine “Hata etmiş! Ben bu hatayı tekrar edemem. Bayrak, milletlerin şe*****ir. Ne olursa olsun yere serilemez ve çiğnenemez.” diyerek Yunan bayrağını çiğneyerek geçmeyi reddetmiştir.

Türk bayrağı; Türk Devleti’nin, Türk milletinin onurunu temsil ettiğinden onu korumak her Türk’ün vazifesidir. Dolayısıyla Türk bayrağı sökük, yırtık, kirli bir hâlde bırakılmaz ve kullanılmaz; oturulacak veya basılacak bir yere serilmez. Bayraktan örtü, perde vs. yapılmaz.

Vatanın tüm topraklarında dalgalanan Türk bayrağını halkımızın gözbebeği gibi korumaları, subay ve erlerimizin Türk sancağını canından aziz bilerek son erine kadar şehit olmadıkça düşmana bırakmayacağına dair ant içmeleri, bayrak ve sancağın paha biçilmezliğinin kanıtıdır.

! Detaylar ... !

Ekleyen: admin
Kategori: yazi
Tarih: 26th Ocak 2009

Etiketler: , ,

  • Bu yazıyı RSS 2.0 ile takip edebilrsiniz.

  • Sosyal imleme sitelerine ekleyebilirsiniz:
    Digg'e EKLE Bookmark'a EKLE Stumble'a EKLE Technorati'e EKLE