Hayatın Işığı Altında.. » Çanakkale Muharebelerinde Şehid Düşen Askerlere İlişkin Bilgiler

Hayatın Işığı Altında..

ışık tutmak için: ziranbula.

Çanakkale Muharebelerinde Şehid Düşen Askerlere İlişkin Bilgiler


Çanakkale Muharebelerine İtilaf Devletleri safında, İngilizler 410 000, Fransızlar 79 000 olmak üzere 489 000 asker yığmışlardır. Türk kuvvetleri ise yaklaşık 700 000 askerimizden meydana getirilmiştir. Muharebelerde sadece İngiliz kuvvetleri 213 980 asker zayiat vermiştir.



Osmanlı Devletinin özellikle Anadolu yarımadasının Ege, Marmara, Batı ve Orta Karadeniz ile İç Batı Anadolu Bölümlerinden Çanakkale Savaşlarında şehid düşen asker sayısı, toplam şehid sayısı içinde en fazla yüzdeyi oluşturmaktadır. Türk ordusundan verilen şehid sayısı, kuvvetlerimiz kısım kısım kullanıldığı için tam olarak belirlenememiştir. Tahmini rakamlara göre şehid sayımız 190 000 ile 350 000 asker arasında değişmektedir (Tablo 1). Genelkurmay Askeri ve Stratejik Etüd Başkanlığının resmi kayıtlarına göre ise şehid sayımız 213 882’dir (Zekeriya Kurşun’a atfen Anonim, 1993 b, s. 205-208).
Bir başka kaynakta; “Düşmanı öldürmeyi, Arıburnu’nda bal yapmaya benzeten” bir ordunun destanı olan Çanakkale Muharebeleri’nde Türk milletinin şehid, yaralı ve hasta olmak üzere toplam kaybının 252 300 olduğu,  İngilizlerin 205 000 ve Fransızların 47 000 zayiat verdikleri belirtilmektedir (Çabuk, ?, s. 282-283).
 Tablo 1. Vilayetlerimizden Şehid Düşen Askerlere İlişkin Bilgiler (Anonim, 1998 a, I-V. Ciltler)
Vilayeti
Şehid Düşen
Asker Sayısı
Vilayeti
Şehid Düşen
Asker Sayısı
Vilayeti
Şehid Düşen
Asker Sayısı
Adana
1781
Edirne
1822
Malatya
643
Adıyaman
193
Elaziz
718
Manisa
2200
Afyon
3273
Erzincan
702
Mardin
182
Ağrı
35
Eskişehir
1615
Muğla
1363
Aksaray
604
Muş
105
Amasya
751
Gaziantep
1626
Nevşehir
1069
Ankara
4219
Giresun
1076
Niğde
1072
Antalya
2132
Gümüşhane
329
Ordu
1233
Ardahan
31
Rize
383
Artvin
211
Hakkari
21
Sakarya
1465
Aydın
2638
Hatay
585
Samsun
1243
Balıkesir
4043
İsparta
1516
Sinop
2438
Bartın
798
İçel
2272
Sivas
1575
Batman
8
İstambul
3177
Şanlıurfa
710
Bayburt
249
İzmir
2085
Bilecik
1585
Tekirdağ
980
Bingöl
106
Kahramanmaraş
784
Tokat
1224
Bitlis
282
Karaman
893
Trabzon
1230
Bolu
3206
Kars
41
Tunceli
77
Burdur
1023
Kastamonu
5160
Uşak
1093
Bursa
6121
Kayseri
2127
Van
343
Çanakkale
2210
Kırklareli
693
Zonguldak
2091
Çankırı
1930
Kırşehir
1074
Şubesi Belli Olmayanlar
2966
Çorum
3238
Kocaeli
1377
Diyarbakır
497
Kütahya
2488
Bir başka kaynakta ise İtilâf Devletleri safında; Türk kaynaklarına göre İngilizler 460 000 (yabancı kaynaklara göre İngilizler 410 000), Fransızlar 79 000 asker yığmıştır. Türk kuvvetleri ise 310 000’dir. Türk kaynaklarına göre muharebelerde İtilaf Devletleri 180 000 (İngilizler 155 000, Fransızlar 25 000), yabancı kaynaklara göre İtilaf Devletleri toplam 252 000 (İngilizler 205 000, Fransızlar 47 000) zayiat vermiştir.
Yine bir başka kaynakta muharebelerde; Türk ordusu toplam 57 263’ü kayıtlı şehid, geri kalanı yaralı, esir ve kayıp olmak üzere 211 000 Mehmedcik kaybetmiştir. Metrekaresine 6000 merminin isabet ettiği, nice delikanlıyı evinden, yarinden ayıran, kanla kazandığımız bu muhteşem zafer milletimiz ve ordumuz için büyük bir moral kaynağı olmuştur (Anonim, 2003, s. 40).
Tablo 1’de görüleceği üzere; resmi kayıtlara göre 3000’in üzerinde şehid veren iller içerisinde sırasıyla Bursa, Kastamonu, Konya, Ankara, Balıkesir, Denizli, Afyon, Çorum, İstambul ve Bolu bulunmaktadır. Gerçek rakamlara ulaşmak ise herhalde mümkün olmayacaktır.
Cephelere yakın ve en kalabalık iki ilimiz olmasına rağmen İzmir ve İstambul’dan kayıtlı resmi şehid sayısının düşüklüğü dikkat çekicidir. Bu da doğaldır. Çünkü her iki büyük şehrimiz düşman kuvvetlerinin “göz koyduğu” ve askeri açıdan güçlü tutulması gereken stratejik konuma sahiptirler.
Bursa ve Kastamonu’dan verilen şehid sayısındaki yükseklik çok belirgindir. Şark vilayetlerimizden ise bu cephelerde son derece az şehidimiz olduğu açıktır.
Osmanlı toprağı olan ya da müslüman nüfusun yaşadığı topraklardan; Afganistan, Amman, Azerbaycan, Bağdat, Basra, Batum, Berat, Beyrut, Bingazi, Bosna, Bulgaristan, Cezayir, Dağıstan, Debre, Deyrizor (Dirzor), Divaniye, Drama, Elbasan, Ergiri, Fizan, Girit, Görüce, Habeş, Haleb, Hicaz, Hindistan, İran, İşkodra, Kafkasya, Karakilise, Kerbela, Kerkük, Kıbrıs, Kırım, Kosova, Kudüs, Lazkiye, Limni, Manastır, Midilli, Musul, Nablus, Preveze, Rahla, Rodos, Romanya, Rusya, Selanik, Service, Siroz, Suriye, Süleymaniye, Tebriz, Trablusgarb, Trablusşam, Tunus, Sudan, Yanya ve Yemen askerlik şubelerinden çok sayıda şehid mevcuttur (Anonim, 1998 a, V. Cilt, s. 154-249). Ayrıca şubesi bilinmeyenler listesinde (Anonim, 1998 a, V. Cilt, s. 252-299) toplam 2966 şehide ilişkin kayıt bulunmaktadır.
Sekiz buçuk ay süren ve özellikle 18 Mart 1915 zaferi ile öne çıkan ve en sonunda Türklerin zaferi ile sonuçlanan Çanakkale Muharebeleri, I. Dünya Savaşının kaderini değiştirip, uzamasına sebeb olmuştur. Boğazlar yoluyla yardım alamayan Çarlık Rusyası’nın da çöküşünü (Anonim, 1977; Çabuk, ?, s. 275-281) hazırlamıştır.
Bir başka kaynakta Osmanlı Devleti için “muhteşem bir final”e benzetilen Çanakkale Savaşlarının sonucu şöyle yorumlanmaktadır:
“Tarihimizin en şanlı devleti, muhteşem bir finalle sahneden çekilirken yerini; son durak mevkiindeki Çanakkale’de genç Türk Devletine bırakmıştır.” (Çolak, 2004 a, s. 63).
Ancak 18 Mart 1915 deniz zaferi henüz “düşman cephe”nin, ülkeyi terk etmek zorunda kaldığı tarih değildir. Tam aksine “gizli anlaşmalarla” Osmanlı İmparatorluğunu (İngiliz kaynaklarındaki adı ile Ottoman Empire=Turkish Empire) parçalama girişimlerinin örtüştüğü tarih dilimidir. Hatta I. Cihan Harbinin İngiliz tarihindeki bir diğer adı “Türk Veraset Savaşı”dır (D. Mehmet Doğan, Kemalizm, s. 30’a atfen Çolak, 2004 b, s. 61). 1914 ve sonrasında sömürgecilerin tamamı Osmanlı topraklarını bir bakıma kendilerinin “Hayat Sahası” (Lebensraum) (Hitler’in Kavgam kitabına atfen Aydın, 2002, s. s. 302, 562, 404 ) olarak görmüşlerdir. Musul ve Kerkük’ün işgali, Boğazlara yüklenmeleri, Batum’u SSCB’nin elimizden zorla koparması, Filistin ve Hicaz’ın, Basra’nın, Suriye’nin ve Anadolu’nun işgali, bu anlayışın yansımaları değil midir?
Mesela; tam da 18 Mart 1915’de, İngiliz gemilerini Boğaz’ın sularına gömdüğümüz gün imzalanan gizli İstanbul Anlaşması ile İngiltere, Fransa ve Rusya Osmanlı’yı aralarında paylaşmaya devam ediyordu. Ardından Gelibolu’da savaşın en kanlı muharebeleri devam ederken, onları geldiklerine pişman etmeye devam ettiğimiz tarihlerde, ama bir o kadar da geride kalan analar, yavrular ve yavukluların “kirpiklerine elmaslar taktıkları” günlerde aziz şehidlerimiz toprağa düşerken - 26 Nisan 1915 gizli Londra Anlaşması ile (Fırat, 2002, s. 198) “akbabaların (sömürgecilerin) arasına” İtalya da dahil edilmiş ve İstanbul Anlaşmasının maddeleri İtalya’ya da pay vermek için gözden geçirilmiştir.


Bu sayfaya yorum yapabilirsiniz Bu sayfa yeterli değilse forumda yardım isteyin Sayfanın ayrıntıları