Hayatın Işığı Altında.. » Rusya

Hayatın Işığı Altında..

ışık tutmak için: ziranbula.

Rusya


DEVLETİN ADI: Rusya Federasyonu
BAŞŞEHRİ:
NÜFUSU: 145.300.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 17.075.400 km2
RESMİ DİLİ: ça
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Ruble

Sınırları içinde yüz civarında milliyete mensup topluluklar bulunan bir devlet. Kuzeyinde Kuzey Denizi; doğusunda Pasifik (Büyük) Okyanus; batısında Estonya, Litvanya, Beyaz , Letonya, Ukrayna, Moldavya, Baltık Denizi; güneyinde Kazakistan, Moğolistan, Çin, Gürcistan, , Hazar Denizi, Kuzey Kore, Karadeniz yer alır. Toprak bakımından dünya ülkeleri arasında birinci, nüfus bakımından ise beşinci sıradadır.

Tarihi

’nın bilinen tarihi 5. yüzyılda batıdan topraklarına giren kabileleriyle başlar. İlk devleti 9. yüzyılda İskandinavyalılar tarafından kuruldu. Devletin merkezi Novgrod ve Kiev’deydi. On üçüncü yüzyılda ülke toprakları Moğolların saldırılarına uğradı. Bundan sonra prenslikleri ve büyük dükleri idaresinde ortaya çıkmaya başlayan ülke 1480 yılında Altınordu Devletinin hakimiyetinden kurtuldu.

On beşinci asırda Osmanlı Devleti ile münasebetleri başladı. İstanbul’u fethederek, Bizans da denilen Doğu Roma Devletine son veren Han (1451-1481) Knezliklerinin güneyindeki Kırım Hanlığını imtiyazlı beylik halinde, Osmanlı Devletine bağlayıp, vergi yerine her yaz Moskoflar üzerine netice alıcı ve yıldırıcı akınlar yapmakla vazifelendirdi.

, Papalığın gönderdiği ve papaz heyetleri sayesinde Türklere karşı uyanmaya başladı. Knezlikleri birleştiler ve Çarlık dönemi başladı. Korkunç İvan 1547’de ilk çar ilan edildi. Böylece çarları kendilerini DoğuRoma’nın varisi saydılar.

Yönetim ve askerlik alanındaki düzenlemelerle devlet idaresini güçlendiren, Çar İvan katıldığı seferlerde Hanlığı topraklarını işgal etti ve 1556’da Astrahan Hanlığını da ’ya bağladı. Kırım Hanlığına karşı sefer düzenlediyse de başarılı olamadı. Daha sonra Baltık Denizine açılmaya ağırlık vererek Litvanya topraklarına girdi. Çarlığı ile İsveç ve Polonya’yı karşı karşıya getiren bu savaşta ilk önceleri başarılı oldu ise de daha sonraları ard arda alınan mağlubiyetler ülkede iç karışıklığa sebep oldu. Bunun üzerine Çar İvan baskıcı bir politika takip etti ve muhaliflerini acımasızca öldürdü. Bu sırada ekonomisi ağır bir darbe aldı.

Korkunç İvan’ın ölümünden bir süre sonra iç karışıklıklar başladı. Çarlığı yıkılmanın eşiğine geldi. İsveç ve ’nın da olaylara karışmasıyla, tam bir iktidar boşluğu ortaya çıktı. kuvvetlerinin ’yı 1610’da işgali halkı direnişe sevk etti ve Romanov ailesinden Mihail Fyodoroviç çar seçildi. Bir süre sonra düzeni yeniden sağladı. Büyük toprak kaybedilmesine rağmen İsveç (1617) ve Polanya ile (1618) barış antlaşması yapıldı. Ayrıca bütün Avrupa’yı sarsan Otuzyıl Savaşlarının dışında kaldı.

İlk Osmanlı- Harbi, Çar ordularının 1667’de Kiev’i de ele geçirmesinden on yıl sonra 1677’de Kırım Hanlığı ile arasındaki topraklara saldırmasıyla başladı. 1677-1678 yıllarında Osmanlı ordusu Ruslara karşı Çihrin/Çehrin Seferine çıkarak, ı ve onlara yardımcı Lehlileri yendi. Çihrin Kalesi Osmanlı ordusu tarafından, bir daha bölgede ın tutunmasına mani olmak için yıktırıldı. elçileri 1681 Ocak ayında Kırım Hanına ricaya gelerek bir daha Osmanlı ve Kırım topraklarına saldırmayacaklarına yeminle söz verip, bir antlaşma imzaladılar. Kırım Hanı, Edirne’de sefer hazırlığı görmekte olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşayı ikna ederek Bahçesaray Sulhü adıyla anılan ilk Osmanlı- Antlaşmasını imzalatmaya muvaffak oldu (11 Şubat 1681).

1683 yılında Avusturya İmparatorluğunun merkezi Viyana’nın ikinci defa kuşatılmasındaki türlü düşünce ve hatalar yüzünden geri çekiliş, ın beklediği büyük fırsatı doğurdu. Papalık--Venedik-Lehistan gibi Akdeniz’den Baltık’a kadar yayılan Katolik devletlerinin Osmanlı aleyhine kurduğu Mukaddes İttifak’a, ’da katıldı. Bu beşli ittifak devletleriyle yapılan on üç yıllık harpler sırasında, Çar Deli Petro’nun (1682-1725) gayretleriyle gelişip, kuvvetlendi. İttifak devletlerinin Osmanlı Devleti ile harplerinden cesaret alan Deli Petro; 1695 ilkbaharında kuvvetli bir ordu ile, Sibirya’dan gelen tarihi kürk ticaret yolunun ağzında bulunun ve gelen dabağlanmış kürklerin Karadeniz, Akdeniz ve Avrupa içlerine sevkiyat merkezi olan Azak Kalesine saldırdı. Azak Kalesindeki sayıca az olan Osmanlı kuvveti, kahramanca karşı koyarak uzun süre dayandı. Donanması Don/Ten Nehri boyunca Azak Kalesine geldi. nehir ve deniz tahkimatı güçlü olmayan Azak Kalesini ele geçirdiler. Azak Kalesinin düşmesiyle, bir Türk gölü halinde olan Karadeniz’de Ruslara bir pencere açılmış oldu. Azak Denizinin, Karadeniz’e açılan boğazda bulunan Kerç/Kerş Liman Kalesi Osmanlıların hakimiyetinde bulunduğundan, donanmasının Karadeniz’e çıkmasına engel oluyordu.

1699 Karlofça Antlaşmasından sonra, Osmanlı Devletiyle harbi göze alamayan , 1700’de imzalanan İstanbul Antlaşmasıyla sulhe razı oldu. Antlaşmayla Azak Kalesi ve çevresi Ruslara bırakıldı.

Ekonomik ve kültürel alanda bilgi toplamak amacıyla çıktığı Avrupa gezisinde Osmanlılara karşı yeni bir ittifak girişiminden netice alamayan Deli Petro, Karadeniz yerine Baltık Denizine yönelmeye karar verdi ve İsveç’le ünlü Büyük Kuzey Savaşını başlattı (1700-1721). Başlangıçta mağlup oldu ise de Poltava çarpışmasıyla (1709), savaş ın lehine döndü.

Bu arada ordularının Osmanlı hududuna tecavüz etmesi üzerine, 9 Nisan 1711 tarihinde Osmanlı Devleti,’ya sefer düzenledi ve iki ordu Prut Irmağı boyunda karşılaştı. mağlup oldu (Bkz. Prut Harbi). Çar Deli Petro kumandasındaki ordusu, antlaşma isteğinin kabulüyle imhadan kurtuldu. Azak Kalesi ve çevresi Osmanlılara geri verildi ve aşağı Özü boyundaki kaleleri yıktırıldı.

Deli Petro’nun kızı Anna zamanında, Osmanlılar ile Venedik- harplerini fırsat bilen , - ittifakını yenilediler. Ardından ordusu, Osmanlı ordusunun cephesinde bulunmasından faydalanarak, Kırım Yarımadası batısındaki Özü Kalesini alıp, Kırım’a girdiler. , 1 Temmuz 1736’da ikinci defa Azak Kalesini zapt ettiler. Azak Harbi 18 Eylül 1739 Belgrad Antlaşmasıyla sona erdi. Antlaşmayla Azak Kalesi yıktırılıp, Azak bölgesi Osmanlı Devleti- arasında tarafsız saha ve müstakil Kabartay ülkesi de iki devlet arasında tampon halde tutulup, Moskoflar Karadenizden son bir defa daha uzaklaştırıldı.

Çariçe İkinci Katerina (1762-1796) zamanında ’nın Lehistan ’ya yerleşmesine engel olmak için, Osmanlı Devleti tarafından ’ya sefer açıldı. ın işgal ve zulmünden kaçıp Türk hududunu aşarak Osmanlı Devletine sığınan ailelerini ordusunun takip etmesi ve uğradıkları köy ve kasabalardaki silahsız masum ahaliyi kırmaları bu seferin açılmasına sebep oldu. Divan-ı hümayun kararı ile ’ya sefer açıldı. 1769 Şubatında Kırım Hanı GirayHanın orduları Güney ’ya girerek ı yendi ve 100.000’den fazla esir aldı. Fakat gelişmeler Osmanlı Devletinin aleyhine oldu. Beş yıl süren ve 21 Temmuz 1774 tarihli Küçükkaynarca Antlaşmasıyla biten bu harp; ilk defa ahalisi Müslüman ve Türk olan toprakların elden çıkması ve 300 yıldan beri Anadolu’nun kuzey kalesi sayılan Kırım Hanlığının Kuban ve Bucak Tatarlarının, sözde müstakil olma kaydıyla koparılmasıyla neticelendi. Azak, Yenikale, Kerç ve Kılburun şehirleriyle Aksu-Turla’ya kadar olan Karadeniz kıyıları Ruslara bırakıldı. Karadeniz’e rahatça çıkabildiler. Nihayet, sözde müstakil olan Kırım Hanlığını 1783 Temmuzunda işgal ederek yerli ahaliden kadın ve çocuklarıyla 30.000’den fazla Türk’ü öldüren , 1784 Ocağında Kırım’a resmen hakim oldular. zulmü altında ezilen birçok Kırımlı, Osmanlı toprağına göç etti.

Osmanlı Devleti Kırım’ı ın işgalinden kurtarmak için Sultan Birinci Abdülhamid Han zamanında ’ya altıncı sefer düzenlendi. Çariçesi II. Katerina İmparatoru II. Josef ile Bizans-Yunan projesinin tatbiki ve Osmanlı Devletinin parçalanması için ittifak yaptılar. ’nın, müttefiki olarak Osmanlı Devletine savaş açması üzerine, Osmanlı askeri iki cephede harbetmek mecburiyetinde kaldı. Osmanlı Devleti ateşli silahları ellerinde bulunduran Yeniçerinin sebep olduğu bozgunla ağır yenilgiye uğradı. Önce ile 1791 Ağustosunda Ziştovi Sulhü imzalanarak Belgrad geri alındı. Ruslarla devam eden harp 9 Ocak 1792 tarihinde imzalanan Yaş Antlaşmasıyla sona erdi ve Kırım Hanlığının tamamen hakimiyetine girmesi kabul edildi.

Üçüncü Selim Hanın her sahadaki icraatlarıyla Osmanlı Devletini güçlendirip, ıslahatlarda bulunması ’yı telaşlandırdı. Çar I. Aleksandr, Osmanlıya tabi Sırbistan’ı isyana teşvik edip, Slavlık propagandasıyla Balkanları karıştırdı. Sırplar, ın teşvikleriyle isyan etti. Vilayet merkezi Belgrad 13 Aralık 1806’da düştü. 1806 Aralık ayında ansızın Basarabya’da Bender ve Hotin kalelerini alıp, Tuna Nehri ağzındaki kaleleri de istila ettiler. Bunun üzerine Osmanlı Devleti 22 Aralık 1806 tarihinde ’ya harp ilan etti. 1807’de Tiflis’ten hareket eden ordusu, Temmuz ayı başlarında Arpaçay’ı geçerek Kars Kalesine saldırdı. Kars’taki Osmanlı askerlerinin ve ahalinin cansiperane müdafaasıyla taarruzu püskürtüldü. pekçok zaiyat vererek, Arpaçay ötesine geri çekildiler. 1810 yazında Ahılkelek üzerinden saldırıya geçen , bu kaleyi alamayınca Ahıska şehrini kuşattılar. Osmanlı mukavemeti ve salgın hastalığa dayanamayıp 1811’de Tiflis’e geri çekildiler. Aynı sene üçüncü defa taarruza geçerek Ahılkelek Kalesini ele geçirdiler. Bu sırada Almanya’yı istila eden Napolyon Bonapart’ın ’ya sefer düzenlemesi üzerine, ın isteği ile 28 Mayıs 1812’de Bükreş’te imzalanan antlaşmayla Osmanlı- Harbine son verildi. Bükreş Antlaşmasıyla; Kuzey Boğdan Ruslara, güney Boğdan ise Osmanlı Devletine bırakıldı.Kalelerinde Osmanlı askeri bulundurmak şartıyla da Sırbistan’a idari muhtariyet hakkı tanındı.

Napolyon orduları önlerine kadar geldiyse de yoğun kış şartları askerin telef olmasına sebep oldu ve Napolyon geri çekilmek mecburiyetinde kaldı. ordularının hızla batıya doğru ilerlemesi ve ılan zafer Çarlığını Avrupa’nın önde gelen devletleri arasına girmesini sağladı. Avrupa’da söz sahibi durumuna gelen Çar I. Nikolay İran, Osmanlı Devleti, ve Kafkasya üzerine seferler düzenleyerek yerini iyice kuvvetlendirdi.

Sultan Mahmud Han, Yeniçeri Ocağını 1826’da kaldırması ve 1827 Fransa-İngiltere, ittifakına mensup müttefik Haçlı donanmasının Navarin’deki Osmanlı-Mısır donanmasını bir hile ile yakmasıyla, Osmanlı Devleti kara ve deniz kuvvetlerinin büyük bir bölümünü kaybetmiş oldu. Bunu fırsat bilen , 26 Nisan 1828’de Osmanlı Devletine karşı harp ilan ederek, Boğazlar ile İskenderun körfezini elde edip, Akdeniz’e inmek idealiyle Rumeli ve Anadolu cephesinden harekete geçti. Osmanlı Devleti, askeri ve kadın çocuk bütün halkıyla bu saldırılara karşı koymaya çalıştı. top ile uzaktan attığı tutuşturulmuş neftli paçavralarla kaleleri yaktı. Rumeli’de Romen, Bulgar, Rum, Ortodoks Gagavuzların yardımı ve Anadolu Cephesinde Tiflis’ten gelen Hıristiyan Kartli ve yerli Ermenilerin desteğiyle dönüş yollarının kapanma korkusu olmaksızın, batıda Edirne, doğuda Bayburt ve Muş’a kadar ilerlediler. Bir yıl, beş ay süren harp; için korkunç bir insanlık lekesi ve yüzkaralarıyla dolu, vahşet fiilleri ve Osmanlı Devleti içinde hala yaraları kapanmayan büyük maddi ve manevi zararlarla neticelendi. Babıali’nin antlaşma isteği veFransa ve İngiltere sefirlerinin ihtarıyla, 14 Eylül 1829 tarihinde EdirneAntlaşması imzalandı. Rumeli’de Tuna ağzındaki kaleler Ruslara bırakılıp, Prut Nehri hudut kabul edildi. Anadolu cephesinde ’ya ilk defa toprak verilerek, Kars vilayetinin Çıldır, Ardahan ve Deskof kuzeyinden hudut çizildi. Harp tazminatı olarak da 11,5 milyon flemenk altının yedi yılda taksitlerle ödenmesi kararlaştırıldı.

Bu tarihten sonra , Osmanlı Devletinin bütünlüğünü destekleyerek, Boğazlar üzerinde denetim kurma veAkdeniz’e inme yönünden büyük çlar sağladı. Bir ara Boğdan ve Eflak prensliklerini ele geçirmek isteyen üzerine Osmanlı Devleti sefer düzenledi.Kırım Harbi olarak tarihe geçen, bu savaşta Fransa ve İngiltere Osmanlı Devletinin yanında yer aldı. Kırım Harbi sonunda imzalanan 30 Mart 1856 tarihli Paris Antlaşması sonunda, toprak ve çok fazla maddi kayba uğradı. bu harpten sonra, ordularının yetersizliğini anlıyarak yenilik yapma yoluna gitti. Bu arada diğer taraftan Osmanlı Devletinin içindeki azınlıklara karşı Slavlık ve Ortodoksluk propagandasını arttırdı.

Bu propagandaların ardından 1877’de Osmanlı Devletine savaş açtı. Tarihe 93 Harbi olarak geçen bu savaş 3 Mart 1878 Yeşilköy Antlaşmasıyla neticelendi. Bu antlaşma ile Bulgaristan bağımsızlığını kazandı. Sultan İkinci Abdülhamid Hanın siyasi dehasıyla toplananBerlin Kongresinde İngiltere veAvusturya’nın etkisiyle imzalanan Berlin Antlaşmasında Balkanlarda ’nın çları sınırlandırıldı ve Osmanlı Devleti yönünden harp asgari zararla neticelendi. Bir süre sonra , ve İtalya; ’ya karşı üçlü ittifak kurdu. Kendisine destek sağlamak için Fransa’ya dönen , 1891’de ekonomik ve askeri ilişkileri geliştirmek için Fransa’yla bir ittifak kurdu.

Diğer taraftan doğuda, , Türkistan’da 1860’lı yıllarda başlattığı yayılma politikası ile 1880’li yıllarda Hazar Denizinin doğu kıyısındaki, Türkmen topraklarını işgal etti. Bu gelişmeler İngiltere’nin Hindistan’daki durumunu tehdit edince iki ülke arasında Afganistan üzerinde başlayan sürtüşmelerle yeni bir durum kazandı. Orta Asya’daki bu -İngiliz mücadelesi, 1885 Eylülünde nüfuz sınırlarının tespitiyle yatıştı.

, Uzakdoğu sınırında Japonya ve Çin ile birçok antlaşma imzalayarak Sahalin ve Kuril adalarıyla Amur Irmağı Vadisi gibi önemli noktaları ele geçirdi. Kore üzerindeki Çin-Japon mücadelesinde Çin’in yanında yer aldı. 1900’de Boxer Ayaklanması sırasında askeri Mançurya’ya girince, Japonya ile rekabet sıcak savaşa döndü. Savaşın büyümemesi için görüşmeler sürerken 1904 Şubatında Japon birlikleri Port Arthur’daki harp gemilerine ani baskınla saldırması üzerine -Japon Savaşı başladı. Bir seri ağır mağlubiyetlerin yanı sıra, ülkede meydana çıkan devrimci hareketler ÇarıII. Nikolay’ı barış yapmaya mecbur bıraktı (5 Eylül 1905).

Ekim 1905’te başlayan demiryolu işçileri grevi dalga dalga ülke geneline yayılarak genel grev şeklini aldı ve Petersburg Sovyeti’nin kurulması ile devrimci hareket en yüksek noktasına ulaştı. Zor durumda kalan II. Nikolay bir bildiri yayımlayıp, meşruti bir anayasa ve seçilmiş bir meclis sözü verdi. Bir süre sonra yavaş yavaş işci hareketi bastırıldı. Nisan 1906’da yapılan seçimler neticesinde liberal ve sol muhalefet mecliste çoğunluğu elde etti. Köklü reformlar istediği için çarlık hükümetiyle ters duruma düşen ilk meclis iki ay geçmeden dağıtıldı. Daha sonra seçilen ikinci meclisin de ömrü üç ay oldu. Köylülere ve azınlıklara seçme hakkının verilmediği seçimlerle seçilen üçüncü ve dördüncü meclis genelde çarlık hükümetinin politikasını destekledi.

Uzakdoğu’da Japonya ile savaşa son veren 1906’dan sonra Balkanlar üzerinde nüfuz kazanmak için ile mücadeleye girdi. Bu durum ’yı İngiltere veFransa’nın yanında Birinci Dünya Harbine girmesine sebep oldu. Bir süre sonra da Osmanlı Devletinin , ’nın müttefiki olarak harbe girmesiyle Kafkasya’da yeni bir cephe açmak mecburiyetinde kaldı. Aynı zamanda Boğazların açık olmasına bağlı ikmal desteğini yitirdi. Önemli derecede silah ve mühimmat sıkıntısı çeken orduları batıda birbiri ardına ağır mağlubiyetler aldı.

Savaşın sebep olduğu yıkım, basın ve mecliste halkın güvenine dayalı bir hükümetin olması isteğini yaygınlaştırdı. 1917 Mart ayının başlarında ’da başlayan grev, asker ve subayların desteklemesiyle, Şubat Devrimi olarak bilinen ayaklanmaya dönüştü. Prens Lvov başkanlığında bir geçici hükümet kuruldu. Hükümete bağlı birliklere Pskov’da kuşatılan Çar Nikolay’ın 15 Mart 1917’de tahttan çekilmesiyle Çarlık rejimi tarihe karıştı.

7 Ekim 1917’de komünist ihtilal patlak verdi. Vladimir Ilyich Lenin başkanlığındaki komünistler, hükümeti ve serbest seçimle iş başına gelmiş bulunan meclisi lağv ederek komünist diktasını getirdiler.

Lenin, biraz soluk alabilmek için itilaf devletlerinin baskısına rağmen, ile barış görüşmeleri yaptı. Bazı bolşeviklerin ve sol sosyalist devrimcilerinin muhalefetine rağmen, Baltık bölgesi, , ve Kafkaslar’dan çekilmeyi öngören Brest-Litovsk Antlaşmasını 3 Mart 1918’de imzaladı.

Bu antlaşmanın ardından bolşeviklerin iktidarını yerleştirme çabaları 1918 Mayısında başlayan iç savaşa sebep oldu. Komünistlerin ordusu olan Kızılordu, karşıt grubun ordusu olan Beyazordu ile amansız bir mücadeleye girdi. Askeri yönden daha üstün olanBeyazordunun, köylülere ve olmayan milliyetlere karşı acımasız ve düşmanca politikası, ağır mağlubiyetine sebep oldu. Kızılordunun kazandığı zaferler, , Beyaz , Gürcistan, Ermenistan veazerbaycan’ın idaresi altına girmesini sağladı. Bunun yanında ’nın mağlubiyetinin ardından kurulan Estonya, Letonya ve Litvanya cumhuriyetleri itilaf devletleri desteğiyle varlıklarını devam ettirdiler. Sınır problemi yüzünden çıkan - Savaşında Kızılordu mağlup oldu ve ardından yapılan Riga Antlaşmasıyla (Mart 1921) ve Beyaz topraklarının büyük bir bölümü ’ya bırakıldı.



İç savaş sırasında çok sayıda insan ölürken, 2 milyona yakın halk da ülkesini terk etti. İç savaşın bitmesinden sonra yönetimi ele geçiren komünistler, karşıt görüşte olanları büyük bir hızla ortadan kaldırdılar. Lenin ’nın tek siyasi partisi olan Komünist Partisini kurdu. Birinci Cihan Harbi sonrasında, İstiklal Harbi yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisiyle 16 Mart 1921’de ’da Türk- Dostluk Antlaşması imzalandı. Antlaşmasıyla, Batum ’ya ait Gürcistan’a bırakıldı ve Kars’ın doğusundaki Arpaçay Suyu hudut kesildi.

Zalimliği ve halkına yaptığı zulümleriyle tanınan Lenin, milyonlarca insanı katletti. İnançsızlığın yayılması için çok uğraştı. Ölümünden sonra yerine geçti. Stalin ölünceye kadar milletini ve Müslümanları işkence altında inletti. Lenin’i geride bırakarak elli milyondan fazla insanı öldürttü. Milleti kendine tapmaya zorladı. Bu iki idareci tarafından ülke; utanç duvarları ile çevrilmiş ve demir perdelerle kapatılmış bir esaret kampı haline getirildi.

1939 yılında ve aralarında bir saldırmazlık paktı imzalamalarına rağmen, 1941’de Naziler ’ya saldırarak ’ı kuşattılar. Uzun süren kuşatma neticesinde, Alman askerleri soğuk kış şartlarına dayanamayarak mağlup oldular. Bundan sonraki iki yıl içinde , Almanları Doğu Avrupa ve Balkanlar’dan çıkardılar, İkinci Cihan Harbinden ın galip çıkmasında İngiliz ve Amerikan yardımları büyük rol oynadı.

Stalin’in ölmesiyle yerine geçen Kuruşçev idaresindeki diktası, Polonyalıların ve Macarların üzerinde uyguladığı büyük baskı ile kontrolünü güçlendirdi. 1964 yılında Kuruşçev’in yerine Leonid Brejnev geçti. Bu sırada Çekoslovak hükümetinin liberalist faaliyetleri görüldüğü için, Macaristan’da yapıldığı gibi 1968 yılındaRus askerleri Çekoslovakya’yı işgal etti. Tank paletleri insan cesetleri üzerinde dönerek, milyonlarca insan öldürüldü.

Dünyayı hakimiyeti altına almak için silahlanan , dünyanın birçok ülkesinde komünist teşkilatlar kurarak, dünya barışını tehdit ederken, çeşitli ülkelerde de iç savaşların çıkmasına sebep oldu. Memleket içindeki iktidar değişikliği darbe ve karışıklıklardan istifade ederek 1980 yılında Afganistan’ı işgal etti. Afganlı mücahidlerin direnmesi karşısında, büyük silah gücüne sahip ordusu, başarıya ulaşamamış ve ağır kayıplar vererek güç durumlara düşmüştür.

, 1987 yılında glasnost (açıklık) ve perestroika (yeniden yapılanma) politikasını başlattı. Ülkeyi meydana getiren 15 cumhuriyetle ilk çok partili seçimler yapıldı. 17 Mart 1991 referandumunda % 77 seçmen Federasyonu için evet oyu kullandı.

Federasyonu başkanlığına seçildi. 19 Ağustos 1991’de ’a karşı darbe düzenleyen başkan yardımcısı Gennadi Yanayev başkanlığındaki 8 üyeli Olağanüstü yönetime el koydu. Kırım’daki yazlık evine hapsedildi. Federasyonu lideri ve halk darbeye karşı koyunca Olağanüstü feshedildi ve darbeciler 21 Ağustos günü ülkeyi terk ettiler. Aynı gün parlamentosu ’u resmen yeniden başkanlık görevine getirdi. Bunu takip eden günlerde Sovyetler Birliği’ni meydana getiren cumhuriyetler ardıardına bağımsızlıklarını ilan ettiler. 8 Aralıkta Federasyonu, Beyaz ve bir araya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğunu meydana getirdiler. 17 Aralık 1991’de Mihail ile 31 Aralık 1991’de Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin resmen dağıtılmasına karar verdiler. Mihail emekliye ayrıldı ve yerine Yeltsin devlet başkanlığına getirildi. Baltık Cumhuriyetleri hariç bağımsızlıklarını ilan eden diğer cumhuriyetler Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı. Böylece Sosyalist Cumhuriyetler Birliği tarihe karışmış oldu.

1993 başlarında parlemento ile ters düşen Yeltsin, parlamentoyu feshederek erken seçim kararı aldı. Bunu tanımayan parlamenterlerin bazıları ve komünistler Beyaz Ev denen Parlamentosunu işgal etti. Askeri güçlerin baskısıyla işgalciler parlamentoyu boşalttılar ve Yeltsin’in isteklerini kabul ettiler. 12 Aralık 1993 günü erken genel seçim yapıldı. Hiçbir parti tekbaşına iktidara gelecek sandalye sayısı kazanamadı.

Fiziki Yapı

Federasyonu, toprak bakımından dünyanın en büyük ülkesidir. Yaklaşık 17.075.000 km2lik bir yüzölçümüne sahiptir. Bu kadar geniş olan ülke Asya kıtasının büyük bir bölümüyle, Doğu Avrupa topraklarının bir kısmını ihtiva etmektedir. Ülkenin 30° batı boylamı ve 170° doğu boylamları arasında 14 boylam dilimi ve 0° kuzey ve 45° kuzey enlemleri arasında 4 enlem dairesi üzerinden geçer. Avrupa topraklarında saat yirmi dörtken Bering Boğazında saat öğleden önce on birdir.

Federasyonunun tabii özelliği incelendiğinde üç önemli hakikat göze çarpar; birincisi, dünyanın en geniş ülkesi olmasına rağmen topraklarının % 70’i boştur. İkincisi topraklarıyla denizleri kuşatan en geniş bir “kıta ülkesi” olduğudur. Sonuncusu ise, diğer ülkelerdeki gibi dağlık ve tepelik olmaktan ziyade, daha çok ormanlık ve yeşil ovalık bir ükedir.

Doğu Sibirya’daki Lena Nehri ara hat kabul edilirse, bu hattın batı ve kuzey bölgelerinde kalan arazi etkili arazi olup, çoğu yeri 1000 m’nin aşağısındadır. Bu hattın doğu ve güneyine doğru ise, arazi engebeli arazi halini alır ve bazı bölgeleri 6000 m’ye kadar ulaşır.

Kafkas Dağları Gürcistan’la olan tabii sınırı meydana getirir. En yüksek yeri ise 5630 m yüksekliğindeki Elbrus (El-Iruz) Dağıdır.

Doğu Avrupa bölümü toprakları alçak bir yayla görünüşündedir. Bu yaylanın Ural Dağlarıyla birlikte güney kesimi yaklaşık 5000 km kadar devam eder ve bu alçak yaylanın bir devamı da Kafkaslara kadar uzanır. Baltık Denizi ile Pasifik Okyanusu arasında uzanan bu geniş toprakların, Asya bölümü de yine geniş bir yayla görünüşündedir. Asya topraklarının güney ve doğusu ise dağlıktır. Ülkenin Ural’dan başka iki önemli dağı, Kırım ve Kopet dağlarıdır. En kuzey alanlar tunduralarla kaplıdır. Bunun hemen aşağısında ormanlık bir şerit uzanır. Batı ve güneybatı bölgelerde ovalardan başka, ayrıca bataklıklar ve çöller de mevcuttur.

Nehirler-göller: Federasyonundaki nehirlerin kaynaklarının ve yayılma alanlarının ülke sınırları içerisinde olması oldukça önemli bir husustur. Avrupa topraklarında bulunan nehirler Volga, Don, Dinyeper, Kuzey Dvino’dur. Bu nehirler civarından doğar ve dört ayrı denize dökülürler. Bu denizler Baltık, Karadeniz, Beyaz Deniz ve Hazar Denizidir. Sibriya bölgesindeki nehirler Obi, Yenisey ve Lena’dır. Bu üç nehrin her biri yaklaşık olarak 3000 km uzunluğa sahiptir. Güneyde yeralan Volga, Hazar Denizine dökülür. Lena, Yenisey, Obi ve Volga nehirleri, ülkeyi kuzeyden güneye kesen, su kapasiteleri en fazla olan dört büyük nehirdir. Diğer nehirler şunlardır: Neman, Donets, Ninyester, Pechora, Ussuri, Amur ve Angara. Amur Nehri, Kabarovsk bölgesinde Ussuri ile birleşir. Angara ise, Yenisey Irmağını meydana getiren iki koldan biridir.

Denizler-adalar: Federasyonunun etrafını çeviren denizler: Kuzeyde Beyaz Burent, Kara, Laptav, Sibirya, Chukchi; doğuda Okhotsk ve Japon; güneyde ve güneybatıda Hazar, Azak ve Karadeniz; kuzeybatıda Baltık Denizidir. Bu denizlerin hepsi ülkeye fazla fayda getirmemektedir.

Devletin güneydoğu parçası ile kendisine ait Sakhalin Adası arasında Tatar Boğazı bulunur. Kuzeydoğuda ise Alaska ile Enurmino arasında, Bering Boğazı mevcuttur. Ülke kıyılarında irili ufaklı pekçok ada bulunmaktadır. Bunlardan başlıca büyük olanları; Novaya, Zemlya, Severnaya, Yeni Sibirya Adaları, Chukchi ve Sakhalin Adasıdır.

Kıyısının bir bölümü Federasyonu sınırları içinde kalan ve büyük bir göl olan Hazar Denizi, deniz seviyesinden yaklaşık 132 m kadar aşağıdadır. Ülkenin en büyük gölü Aral’dır. Bundan başka diğer önemli göl Baykal Gölüdür.

İklimi

Federasyonunun umumi olarak iklimi kışları aşırı soğuk ve yazları sıcak ve kurak geçen kara iklimidir. Fakat geniş toprakların hepsinde aynı iklim görülmez. Bu bakımdan dört iklim bölgesine ayrılabilir: Kuzeyden güneye olmak üzere Soğuk-Tundra, Nemli Ormanlık (Tayga), Sıcak ve Çöl ile Astropikal İklim kuşaklarıdır.

bölgesine yakın yerlerdeki Soğuk-Tundra iklimi; uzun, kuru ve şiddetli bir kışa sahiptir. Yazları sıcak ve oldukça kısadır. Tayga bölgesi yağışlı bir bölgedir. Dünyadaki ormanlık arazinin üçte biri buradadır. Bu ormanlar ülke yüzölçümünün yaklaşık yarısını meydana getirir. Güneye doğru gidilince sıcak kuşağa gelinir. Burada hava sıcaklığı oldukça yumuşaktır. Kırım’da ise astropikal iklim mevcuttur. Ülke yüzölçümünün % 18’ini teşkil eden çöllerde de çöl iklimi hüküm sürer.

Batıdan doğuya doğru olan büyük hava akıntısı sebebiyle, Atlantik Okyanusu yakınlarındaki bölgeler mutedil okyanus iklimi tesiri altındadırlar. Buna mukabil, ülkenin Pasifik Okyanusu tarafı yılın altı ayı boyunca süren dondurucu ve karlı kara iklimine tabidir. Mesela Pasifikten birkaç km uzaktaki Sibirya bölgesinde Ocak ayı ortalaması aşağı yukarı -50°C civarında seyreder. Bütün ülkede, yaz ayları ise umumiyetle serin geçer.

Federasyonu, dünyanın en kurak ülkelerinden biridir. Bütün topraklarının sadece dörtte birine yakın bir bölümü ortalama 500 mm kadar yağış alır. Bundan başka çoğu nemli bölgeler tarım için müsait sıcaklığa sahip değildir. Yağış miktarları ise yıldan yıla çeşitli farklılıklar gösterir.

Tabii Kaynakları

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Dünyanın en geniş topraklarına sahip olan ülkede bitki örtüsünün kuzeyden güneye gidildikçe sınırları kesin çizgilerle belirlenecek şekilde değiştiği görülür. Kuzey kıyılarındaki 164.400 km genişlikte tundralar bir kuşak meydana getirir. Bunun alt kesiminde, Baltık Denizinden Büyük Okyanusa kadar 960-1120 km genişlikte uzanan kozalaklı ağaçlardan meydana gelmiş ormanlar yer alır. Bu ormanlara tayga denir ve çam, köknar, ladin ve huş ağaçlarından meydana gelmiştir. Bunu takip eden diğer bir kuşak ise steplerdir. Bundan sonra karmaorman kuşağı gelir. Güneye inildikçe iklim şartlarının etkisiyle bitki örtüsü oldukça fakirleşmeye ve yarı çöl halini almaya başlar.

Dağlık bölgelerde çok çeşitli bitki örtüleri görülür. Gürcistan sınırını belirleyen Kafkas dağlarında 2100 metreye kadar olan bölgeler kışın yaprağını döken ormanlarla kaplıdır. Bu yükseklikten itibaren geniş dağ otlakları yer alır.

En yaygın yabani hayvanlar, tundralarda lewingler, tilkileri ve ren geyiği, Taygalarda porsuk, kırmızı sırtlan, samur, boz ayı ve tilki, koruma orman bölgelerinde, yaban kedisi, kokarca; Uzakdoğuda, leopar, kaplan ve ayı bulunur. Çöl bölgelerinde yakau eşeği, vaşak, çakal, ceylan ve çeşitli kuşlar, sürüngenler; steplerde ise çeşitli sürüngenler ve ceylan yaşar.

Madenler: Federasyonu, madenler bakımından çok zengin bir ülkedir. Dünyanın ikinci büyük kömür üreticisi olan ülkede Kuzbass, Karaganda, Donbass ve Perçora büyük kömür yatakları vardır. Doğu Sibirya’da demir, altın, mika, kurşun, çinko, bakır, grafit, alüminyum ve elmas önemli madenlerdir. Volga-Ural bölgesinde ve Sibirya Ovasındaki Tyumen alanında petrol çıkarılmaktadır. Ayrıca ülkenin birçok bölgesinde tabii gaz yatakları bulunmaktadır. Bütün madenleri ülke için yeterli miktarda çıkarılırken, sadece kalay üretimi yetmemektedir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Milletler: Federasyonunun nüfusu yaklaşık olarak 145.300.000’dir. Yüzölçümüne göre nüfusu azdır. Nüfus yoğunluğu 9 kişi civarında olup, nüfus artışı % 1’dir. Nüfusun % 65’i şehirlerde yaşar.

Federasyonu nüfusunun büyük çoğunluğunu Slavlar meydana getirir. grubunun en kalabalık bölümünü teşkil etmektedir. , toplam ülke nüfusunun % 80’ine yakın bir kısmını meydana getirirler. Ülkenin hemen her tarafında yaşarlar. Ukraynalılar, Beyaz ve Polonyalılar mevcut diğer gruplarıdır.

olmayan grubun başında Türkler gelmektedir. Türkler de kendi aralarında çeşitli boylara ayrılır. Başkırtlar, Çuvaşlar, Çeçenler, Tatarlar, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra sınırları içinde kalan Türk boylarıdır. Tatarlar aslen Türk olup sonraları ve Ukraynalılar arasına karışmıştır. Umumiyetle Volga bölgesi, Urallar ve güneybatı Sibirya’da yaşamaktadırlar.

Diller: Ülkede konuşulan diller kök olarak beş kaynaktan gelmektedir. Bunlar , Altay, Hint-Avrupa, Ural ve Kafkas grubu dilleridir. Beyaz , , Ukraynalılar ve Polonyalılar grubu dilleri konuşur. Altay grubunun ise en önemlisi Türkçedir. Türkçe, mevcut boylar arasında bazı lehçe farklılıkları ile konuşulmaktadır.

Dinler: Federasyonunda halk genelde Hıristiyanlığın Ortodoks mezhebindendir. Komünist rejim zamanında din düşmanlığı yaygınken 1989’dan itibaren yapılan yenilikler sonunda halk dine yönelmiştir. Dini ayinler serbestçe yapılmaya başlanmıştır. Türklerin büyük kısmı Müslümandır.

Kültür: Sovyetlerin kültür hayatı, 1917 İhtilalinden sonra, değişikliğe uğramıştır. Çarlık döneminin yerini komünistlik almıştır. Komünist hedef için “her yol meşrudur” prensibi medeniyeti, ahlak ve maneviyatı, insanlığı, refah ve mutluluğu unutturmuş, insanı hayvanlaştıran bir robot ve bir makina haline getirmiştir. Mülkiyet hakkının kalmaması, yaradılıştan buna temayüllü olan insanı isteksizliğe ve tembelliğe sürüklemiştir. Sanat ve edebiyat ise çok cılız kalmış, temayüz eden bazı şahsiyetler ve ilim adamları ülkeden kaçıp kurtulma çabaları içine girmiştir. İlmin ve maneviyatın esasından mahrum milletleri hem maddeten hem de manen insanlıktan uzak kalıp, kültür ve refah seviyeleri düşük kalmıştır.

Komünist ihtilalden sonra başlatılan komünizm eğitim ve öğretimi, okullarda mecburi hale sokulmuştur. Bugün okuma-yazma oranı % 98’dir. Yüksek tahsil imkanları 1970’ten sonra gelişmiştir. Teorik fen ilimleri bakımdan güçlü kadrolar, politik baskıların tesirinden, günümüzde kurtulmuştur.

Teknik çalışmalar: Federasyonu, uzay çalışmalarında ABD ile yarış halindedir. Feza çalışmalarında ve ay seyahatlerinde, Amerikalılar, Ruslardan çok ileridedir.

Federasyonunda atom konusu üzerinde çok fazla çalışma yapılmaktadır. İlk reaktör 1954’te çalıştırılmıştı ve 5000 kw gücündeydi. Son 10 yılda ülke teknik yönden çok geri kalmış olup, bunun neticesinde, yenileşme hareketleri başlatılmıştır.

Spor: Federasyonu spor alanında dünyada söz sahibi bir ülkedir. Spora her yıl büyük harcamalar yapılmaktadır. Umumiyetle futbol, voleybol, güreş ve basketbol yaygındır. Ülkenin sembolü ayıdır.

Şehirler: Başlıca büyük şehirleri , , Gorki, Sverdlovsk, Novosibirsk, Kuybişey ve Sverdlovsk’tur. Bu şehirlerin nüfusu yaklaşık 1,5 milyonun üzerindedir. Başşehri ’dır. ’nın kalbi ise Kremlin (tahkim edilmiş yer manasına gelir) olup, 15. yüzyılda yapılmıştır. ülkenin endüstri merkezidir. Nüfusu bir milyon civarında olan diğer şehirleri ise şunlardır: Çelyabinsk, Ersvon, Omsk, Perm, Ufa, Rostov, Volgograd.

Siyasi Hayat

Federasyonunun siyasi rejimi, Sovyetler Birliği dağılmadan önce komünist diktasıydı. Sovyetler Birliği resmen dağıldıktan sonra çok partili ve başkanlık sistemine dayalı parlamenter rejime geçildi. Devlet başkanı halk tarafından beş senelik bir süre için seçilir. Devlet başkanı aynı zamanda silahlı kuvvetlerin başkomutanı ve Güvenlik Konseyinin başkanıdır. Devlet başkanı meclisi feshetme yetkisine sahiptir.

Parlamento 450 milletvekilinden meydana gelir. Milletvekillerinin yarı dar bölge seçim sistemiyle, diğer yarısı parti listelerinden nispi seçim sistemiyle seçilir.

Ayrıca Federasyonunu meydana getiren 89 üye bölgenin ikişer temsilcisinden meydana gelen 178 üyeli Federasyon Konseyi vardır. Federasyon Konseyi, devlet başkanı tarafından feshedilemez. Konsey, meclisten geçen yasaları ve devlet başkanının sıkıyönetim yasasına ilişkin kararlarını onaylar.

Ekonomi

Federasyonu’nun ekonomisi tarım, sanayi, ormancılık ve hayvancılığa dayalıdır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla kurulan ve diğer cumhuriyetlerde büyük bir ekonomik kriz yaşanmaktadır (1994).

Tarım: Geniş toprakları ilk bakışta ülke için avantajlı bir durum gibi gözükür. Fakat tam aksine bu durum ve buna ilave olarak, aşırı iklim şartları ve verimli sahaların azlığı ülkenin ciddi bir problemidir. ’da verimli topraklar pek azdır. Kuzey bölgelerdeki verimli alanlar ise, yağış alıyorlarsa da yağış mevsimi çok kısa sürer. Ekonomi bu yüzden ABD ekonomisinden daha güçsüzdür ve bazı alanlarda ABD’ye bağlıdır.

topraklarının sadece % 10’una yakın bir bölümü tarıma müsait durumdadır. Mevcut ekili alanlar, çayırlıklar, otlaklar ve meyve-sebze bahçeleri ülkenin ancak % 27’sini örtebilmektedir. Ülkenin esas verimli bölgesi ortada olup, “Verimli Üçgen” şeklinde nitelenebilecek bir sahadır. Üçgenin tabanı -Odesa hattı ve tepe noktası Altay Dağlarıdır. Sibirya’da da küçük alanlar vardır. Başlıca tarım ürünleri arpa, çavdar, buğday, şekerpancarı, patates ve ayçiçeğidir.

Endüstri: Federasyonu, sanayisi gelişmiş ülkeler arasında yer alır. Başlıca endüstri alanları çelik, makina, makina aletleri, çimento, kağıt, kimyevi maddeler ve otomobildir. Ülkede sanayinin gelişmesini büyük ölçüde maden kaynakları sağlamıştır. Dünya demir rezervinin yaklaşık % 40’ı buradadır. Ayrıca zengin kömür ve potasyumlu tuz yatakları mevcuttur. Ağır sanayi endüstri merkezlerinden ziyade demir ve kömür rezervlerinin bulunduğu bölgelerde gelişmiştir. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra Federasyonu, ayrılan diğer cumhuriyetler ve bütün dünya devletleriyle ticaret yapmaktadır. Kürk endüstrisi ülkede bir hayli gelişmiştir. Astragan (Karakul boyunu derisi) dahil kürk ihracatı çok önemlidir. Özellikle samur ve vizon kürkleri çok tutulur.

Ormancılık: Ülkenin Avrupa bölümünde çam, köknar ve meşe, Sibirya tarafında sedir, karaçam ve köknar ormanları yer alır. Ormancılık ekonomide önemli yer tutar. Dünya kereste üretiminin, takriben % 20’sine yakın bir bölümü Federasyonuna aittir. Kereste rezervlerinin % 80’ninden fazlası Sibirya bölgesinden elde edilir.

Hayvancılık: ’da hayvancılık önemli bir geçim kaynağıdır. Tabii otlaklarda, sığır yetiştiriciliği yaygın olarak yapılır. Ülkenin Avrupa topraklarında ve batı Sibirya’nın bir bölümünde özellikle sütcülük gelişmiştir. Küçükbaş hayvan besiciliği ve tavukçuluk yaygın olarak yapılır.

Balıkçılık: Federasyonu, Atlas ve Büyük Okyanusa kıyıları olması sebebiyle büyük balıkçılık filolarına sahiptir. Karadeniz’le Aral ve Hazar Denizi gibi göllerde yapılan balıkçılık önemli olmamakla beraber, en iyi havyar Hazar Denizinden yakalanan Mersinbalığından elde edilir. Senelik yakalanan balığın büyük kısmı Kuzey ve Uzakdoğu denizlerinden gelir. balina avcılığında dünyada Japonya’dan sonra ikinci sırayı almaktadır.

Ulaşım: Ulaşım şebekesi çok gelişmiştir. Demiryolu ulaşımı, karayoluna nazaran daha yaygındır. Demiryollarında hat aralıkları dünya standartlarından daha geniştir. Hava Yolları (Aeroflot) dünyanın en büyük ulaştırma şebekesine sahiptir. Buna rağmen iç seferleri çok düşük olup, ağırlık dış seferlere verilmiştir. Deniz yolu ulaşımı ise oldukça iyidir.



Bu sayfaya yorum yapabilirsiniz Bu sayfa yeterli değilse forumda yardım isteyin Sayfanın ayrıntıları


Wohnen & Einrichten usta-pagerank.com

Kültür Sanat Siteleri Toplist BlogArsivi Link Değişimi