Osmanlı Devleti’nin yıkılışında ekonomik çöküntü büyük bir rol oynamıştı. Ülkede sanayi gelişmemiş, yetersiz olan alt yapı tesisleri uzun savaş yılları boyunca harap olmuştu. Ulaşım güçlükle gerçekleştirilebiliyor, bankacılık ve ticaret yabancıların elinde bulunuyordu. Tarım da gelişmemişti. Büyük fedakârlıklarla Kurtuluş Savaşı kazanıldığında, ülke harap ve yoksul bir durumdaydı. Halk, en basit araçlardan bile yoksundu. Türk milletini, çok büyük ekonomik ve sosyal zorluklar bekliyordu. Ancak bunların mutlaka aşılması lâzımdı. Çünkü ekonomik bağımsızlık olmadan millî bağımsızlığı sürdürmek imkânsızdı.
Devamını okumak için tıklayınız »
Uzun savaşlar ülkemizi harap bir hâle getirmişti. İnsanımızın yaşama şartlarını kolaylaştırmak, bayındırlık faaliyetlerini zorunlu kılıyordu. Cumhuriyetin ilânından sonra bayındırlık işlerine de hız verildi.
Özellikle büyük şehirlerde, modern şehircilik anlayışına uygun çalışmalar yapıldı. Bayındırlık işleri için bütçeden büyük oranda ödenek ayrıldı. Valiler ve belediye başkanları da imar hareketlerine yardımcı oldular.
Cumhuriyetin ilk yıllarında kerpiç evleri, dar yolları ve tozlu sokakları olan Ankara’nın modern bir şehir görünümü kazanması bu çalışmanın en güzel örneğidir.
Devamını okumak için tıklayınız »
Ekonomik etkinliğin toplum ve devlet hayatındaki önemi daha önce anlatılmıştı. Ekonomik hayatın temelinin üretim olduğu da belirtilmişti.
XX. yüzyılda dünya devletleri daha mutlu yaşamak imkânlarına kavuşmak için üretimi artırma gereğini duydular. Bunun için de başlıca üç yöntemin uygulanmasını öngördüler. Bunları kısaca gözden geçirelim:
Devamını okumak için tıklayınız »