TEVFİK EBÜZZİYA
17 Şubat 1849′da İstanbul’da doğdu. 27 Ocak 1913′te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Osmanlı gazeteci ve yayıncı. Asıl ismi Mehmed Tevfik. Maliye Sergi Kalemi memurlarından Hasan Kamil Efendi’nin oğlu. Cevriye Kalfa Sıbyan Mektebi’ni bitirdi. Babasını küçük yaşta yitirince öğrenimini bırakarak Maliye Sergi Kalemi’nde çalışmaya başladı. Özel dersler alarak kendisini yetiştirdi. 1864′te Ruzname-i Ceride-i Havadis gazetesinde yazmaya başladı. Namık Kemal ve Şinasi ile tanıştıktan sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ne girdi. Tasvir-i Efkar, Terakki, Diyojen, Hayal, Çıngıraklı Tatar, Hakayikü’l-Vekâyi gibi gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Şûray-ı Devlet (danıştay) üyeliğine seçildi. 1872′de bu görevden ayrılarak kendisini tümüyle yazmaya verdi. Namık Kemal, Reşad ve Nuri beylerle 1872′de “İbret” gazetesini yayınlamaya başladı. 1872′de “Hadika” isimli bir günlük gazete, 1873′te “Salname-i Hadika” isimli özel bir yıllık çıkardı. 1873′te günlük “Sirac” gazetesini yayınladı. 1873′te Namıl Kemal’in “Vatan Yahut Silistre” oyuun sahnelenmesinden sonra çıkan olaylar nedeniyle Rodos’a sürüldü. Sürgün yıllarındaki yazılarında “Ebüzziya” (Ziya’nın babası) imzasını kullandı. 5′inci Murat’ın tahta çıkmasından sonra bağışlandı. 1876′da İstanbul’a döndü. Aynı yıl Kanun-i Sani’nin (anayasa) hazırlık çalışmalarına katıldı. 1877′de Bosna Mektupçuluğu’na atandı. 1878′de yurda dönüşünden sonra “Salname-i Ebüzziya” isimliği yıllığı yayınlamaya başladı. Bu yıllığı “Salname-i Kameri, Rebi-i Marifet, Nevsal-i Marifet” ve “Takvim-i Ebüzziya” adlarıyla 1900′e kadar çıkardı. 1889′da kadınlar için “Takvimü’n-Nisâ” adlı bir yıllık daha çıkardı. 1880′de “Mecmua-i Ebüzziya” dergisini çıkarmaya başladı, 1882′den sonra “Kitaphane-i Meşahir, Kitaphane-i Ebüzziya” adıyla iki dizi halinde kitaplar yayınladı. 1881′de “Matbaa-i Ebüzziya” adıyla modern bir basımevi kurdu. Gazetecilik ve yayıncılığının yanısıra usta bir hat ve süsleme sanatçısı. 1891′de Sanayi Mektebi Müdürlüğü’ne, 1894′te Şûra-yı Devlet Bidayet Mahkemesi üyeliğine getirildi. Çeşitli gerekçelerle birkaç kez tutuklandı. 1900′de Konya’ya sürgüne gönderildi. 1908′de İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Aynı yıl İttihat ve Terakki adayı olarak Antalya mebusu seçildi. 1909′da “Le Courrier d’Orient” gazetesini yayınlamaya başladı. Şinasi’nin yayınladığı Tasvir-i Efkâr’ı “Yeni Tasvir-i Efkâr” adıyla çıkardı. Kırka yakın telif ve çeviri kitabı var.
Devamını okumak için tıklayınız »
ABDÜLHAK HAMİT TARHAN
2 Ocak 1852’de İstanbul’da doğdu. Hekimbaşı Abdülhak Molla’nın torunu, tanınmış tarihçi ve Tahran Büyükelçisi Hayrullah Bey’in oğlu. Kısa süre Rumelihisar Rüşdiyesi’ne devam etti. Yanyalı Tahsin Hoca ile Edremitli Bahaeddin Efendi’den özel dersler aldı. 1862’de 10 yaşındayken ağabeyi ile birlikte Paris’e babasının yanına gitti. Bir süre Paris’te eğitim gördükten sonra 1864′te İstanbul’a döndü. Yaşının küçüklüğüne rağmen Bab-ı Ali’de tercüme odasına katip olarak girdi. Bir yıl sonra Tahran Büyükelçiliği’ne atanan babasıyla birlikte İran’a gitti. Farsça öğrendi. Babasının 1867’de ölümü üzerine İstanbul’a döndü. Maliye Mühimme Kalemi’ne girdi. Şûra-yı Devlet ve Sadaret kalemleri’nde çalıştı. 1871′de Fatma Hanım’la evlendi.1876′da Paris Büyükelçiliği İkinci Katipliği’ne atandı. 1878′de görevden alındı, iki yıl açıkta kaldı. 1881′de Gürcistan’da Poti, 1882′de Yunanistan’da Golos konsolosluklarına, 1883′te Bombay Başkonsolosluğu’na atandı. Bombay’dan gemiyle İstanbul’a dönerken uğradıkları Beyrut’ta eşi Fatma Hanım’ı kaybetti. Bu ölümün sarsıntısıyla ünlü şiiri “Makber”i yazdı. 1886′da Londra Büyükelçiliği Başkatipliği görevine getirildi. londra’da Bayan Nelly ile evlendi. 1895′te Lahey’e elçi olarak gönderildi. Bir yıl sonra Brüksel elçiliğine getirildi. Nelly’nin 1911′de ölmesinden sonra İstanbul’da Cemile Hanım ile evlendi. Bu evlilik 20 gün sürdü. 1912′da Belçika asıllı Lüsyen Hanım’la evlendi. Aynı yıl görevden alınınca İstanbul’a döndü. Meclis-i Âyan üyeliğine getirildi. İstanbul’un 1920′de işgal edilmmesi üzerine Viyana’ya gitti. Sıkıntı içinde yaşadı. Ankara Hükümeti yurda dönmesini sağladı. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra kendisine maaş bağlandı. İstanbul Maçka Palas’ta bir daire verildi. 1928’de İstanbul Milletvekili seçildi ve ölünceye kadar milletvekili olarak kaldı. 12 Nisan 1937’de İstanbul’da öldü. Mezarı Zincirlikuyu’da. Şiire 1870′lerde başladı. Ebüzziya Tevfik, Recaizade Mahmut Ekrem, Samipaşazade Sezai, Namık Kemal gibi Tanzimat döneminin yeni edebiyatçıları arasında yer aldı. Yurtdışı görevleri nedeniyle Batı edebiyatçılarını yakından tanıdı, onların etkisinde kaldı. Divan edebiyatı nazım birimlerinin dışına çıkmayı denedi. Dize ve uyak düzeninde değişiklikler yaptı. Divan şiiri konularının dışına çıkmayı denedi. Şiirlerine günlük yaşamı, doğa ve insan ilişkilerini konu aldı. Lirik, epik ve felsefi şiirler yazdı. Manzum tiyatro oyunları da kaleme aldı. Ancak bunlar sahnelenmekten çok okunması amacıyla yazılmış oyunlardı. Yaşadığı dönemde Türk edebiyatının en büyük şairi sayıldı ve “Şair-i Âzam” ya da “Dahi-i Âzam” unvanı verildi.
ESERLERİ ŞİİR:
Sahra (1879)
Ölü (1886)
Hacle (1886)
Bir Sefilenin Hasbihali (1886)
Bâlâ’dan Bir Ses (1911)
Validem (1913)
İlham-ı Vatan (1918)
Tayflar Geçidi (1919)
Ruhlar (1922)
Garâm (1923)
Devamını okumak için tıklayınız »