Sultan Melikşâh’ın ölümünden sonra, eşi Terken Hâtûn, tasarrufundaki hazîne ile emîrlerin biatını ve halîfenin tasdikini sağlamış ve dört yaşındaki oğlu Mahmûd adına Bağdad’da hutbe okutmağa muvaffak olmuştu (25 Kasım 1092). Terken Hâtûn bununla yetinmeyerek Emîr Kur-Boğa’yı Isfahan’da bulunan veliahd Berkyaruk’u yakalamak için göndermiş, kendisi de ordu ile bu emîri izlemişti.
Devamını okumak için tıklayınız »
Terken Hâtûn daha sonra Beryaruk’dan dayısı ve Azerbaycan valisi İsmâil b. Yâkûtî’yi isyana teşvik etti. İsmâil, Kerec yakınlarında yapılan savaşta Berkyaruk’a yenildi (Ağustos 1093) ve Terken Hâtûn’un yanına çekildi. Ancak İsmâil, onun beraberindeki emîrler ile anlaşamadığından Berkyaruk’un annesi olan kızkardeşi Zübeyde Hâtûn’un yanına gitti. Fakat Berkyaruk hakkında kötü niyet beslediği anlaşıldığından emîrler tarafından öldürüldü (Eylül-Ekim 1093). Terken Hâtûn bir türlü saltanatı ele geçirmek hususundaki hırsından vazgeçmiyordu. Nitekim o diğer bir taht iddiacısı Suriye Melîki Tutuş’u Isfahan’a çağırdı. Tutuş, kardeşi Melikşâh’ın ölümünü haber aldığı zaman, Rakka şehrini ele geçirmiş ve burada sultanlığını ilân etmişti (Şubat 1093).
Devamını okumak için tıklayınız »
Berkyaruk batıda rakipleri ile saltanat mücadelesi yaparken, devletin doğusunda bir diğer hanedan azası amcası Arslan Argun bağımsızlığını ilân etmiş, Merv, Tirmiz ve Nîşâbûr gibi şehirlere hâkim olarak nüfuz bölgesini genişletmişti. Berkyaruk batıda kendisine rakip olanları ortadan kaldırdıktan sonra Arslan Argur’un işini bitirmeğe karar verdi. Bu maksatla da öteki amcası Böri-Bars’ı onun üzerine gönderdi. Böri-Bars önce başarı kazandıysa da, daha sonra Herât civarında yapılan savaşı kaybetti.
Devamını okumak için tıklayınız »