Hayatın Işığı Altında..

ışık tutmak için: ziranbula

HALK EDEBİYATI TÜRLERİ


TÜRLER

Düzyazı türleri

Destan
Kahramanlarının olaÄŸanüstü eylemlerini coÅŸkulu, törensel bir üslupla anlatan ve genellikle birkaç bölümden oluÅŸan manzum yapıtlardır. Destanlar ve destansı öyküler ilkçaÄŸlardan beri dünyanın her yerinde gelenekleri sonraki kuÅŸaklara aktarmak için kollektif olarak yaratılmış edebi biçimlerdir. Halk edebiyatında Yaradılış Destanı, Karahanlılar döneminde oluÅŸmuÅŸ “Satuk BuÄŸra Halk Destanı”, 11 ve 12’nci yüzyıllarda Türkistan’da Yedisu bölgesinde doÄŸduÄŸu sanılan Manas Destanı, OÄŸuz Kaan Destanı, Dede Korkut Kitabı, Cengiz Han Destanı, Timur Destanı, DaniÅŸmend Gazi Destanı ve Battal Gazi gibi destanlar günümüzde bile bilinirler.

Kahramanlık öyküleri
Soylu savaşçıların ve hükümdarların kahramanlıklarını dramatik bir üslupla iÅŸleyen öykülerdir. Konuları, bakış açıları ve üsluplarıyla kahramanlı ÅŸiirinin düzyazıdaki karşılığıdır. Sözlü ve yazılı olabilirler. Anlatılmak üzere üretilmiÅŸlerdir. Bu tür öykülerde sözlü gelenekteki birçok kalıp kullanılır. Türk Edebiyatı’nda bu tür öykülere sık rastlanır. Sözlü gelenekteki destanların yanı sıra Hazreti Muhammed’in zaferleri, Hazreti Ali’nin devlerle çarpışması ve inanılmaz kahramanlıkları konu alan halk öyküleri vardır.

Masal

  • Hayal ürünü olan, bilinmeyen bir zamanda geçen, anlatılanlara inandırmak iddiası bulunmayan anlatım türüdür. Dinleyicinin dikkatini masalda toplayabilmek için masalın başında, sonunda ve bazen uygun görülen yerlerde masal tekerlemeleri söylenmektedir.Hikaye
  • Kaynağını gerçek yaÅŸamdan alan, anlatıya sazın-ezginin eÅŸlik ettiÄŸi, ses ve mimiklerin kullanıldığı uzun soluklu anlatım türüdür. Boyutları açısından ikiye ayrılırlar: 1. Efsaneden, masaldan ya da gerçek yaÅŸamdan alınmış, bir tek olay çevresinde geçen yapısı basit, kısa hikâyelerdir. Türküleriyle birlikte en çok iki saatlik anlatma süresi vardır. 2. Daha çok kalabalık kiÅŸileri, birbiri ardından gelen beklenmedik durumları ve bunun sonucu olarak da az çok çapraşıklaÅŸan olayları birbirine ekleyerek anlatıya uzun bir süre saÄŸlayan hikâyeler. Bu hikâyeler 1-7 gece devam edebilir.Evliya menkıbesi
  • Bu türün geniÅŸ açıklaması için www.edebiyatturk.net “divan edebiyatı” bölümüne baÅŸvurabilirsiniz.Halk öyküsü
  • Geleneksel bir içeriÄŸi olan, kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa sözlü olarak aktarılan öykülerdir. Söylencelerle halk öyküleri arasında kesin bir ayırım yoktur. Kimi öyküler söylence olarak geliÅŸmiÅŸ, aktarılmıştır. ÇeÅŸitli öykü türlerinde belli motifler, örneÄŸin hayvanlar, sınamalar, belli kalıp olaylar yer alır. Halk öykülerinin baÅŸlıca türleri masallar, efsaneler, dini kiÅŸilerle ilgili anlatılanlar, hayvan öyküleri, kahramanlık öyküleri ve fıkralardır.Fıkra
  • YaÅŸamsal olaylardan hareketle anlatılan, anlatılanlardan bir sonuç çıkarma amacında olan, nükte, hiciv, mizah unsuru barındıran kısa sözlü ürünlerdir.Atasözü
  • Atalarımızdan günümüze kadar ulaÅŸan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan düz konuÅŸma içinde kullanılan sözlerdir.Deyimler
  • Asıl anlamlarından uzaklaÅŸarak yeni kavramlar meydana getiren kalıplaÅŸmış sözlerdir. İki veya daha çok kelimeden kurulu bir çeÅŸit dil ifadesi olan bu sözler, duygu ve düşüncelerimizi dikkati çekecek biçimde anlatan isim, sıfat, zarf, basit ve birleÅŸik fiil görünüşlü gramer unsurlarıdır.
  • NAZIM TÜRLERİ

    Kahramanlık şiirleri

  • Yine soylu savaşçılarla, hükümdarların kahramanlıklarını ağırbaÅŸlı, yüce, dramatik bir üslupla, belirli biçimsel kurallara baÄŸlı kalarak anlatan ÅŸiirlerdir. Genellikle tek tip çalgı eÅŸliÄŸinde okunur ya da hal ÅŸarkısı olarak söylenirler. Halk ozanlarının yapıtları aracılığıyla kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa nakledilirler. Halk edebiyatında yiÄŸitlik, yurt sevgisi gibi konuları ya da tarihsel olayları coÅŸkulu bir anlatımla iÅŸleyen kahramanlık ÅŸiirleri vardır. Åžiir, destan ve koçaklama türünde yazılmışlardır.Halk ÅŸarkısı
  • En eski halk edebiyatı biçimlerinden biridir. Sözlü gelenek içinde yaÅŸayan, daha çok duyarak, yani kulaktan öğrenilen ve alilerle sınırlı toplumsal gruplar içinde yayılan ÅŸarkılardır. En belirgin özelliÄŸi, günlük yaÅŸamdaki etkinliklerle yakın iliÅŸkili olmasıdır. Köylerde bu tür etkinlikler ekin, hasat, harman, iplik eÄŸirme, dokuma, bebek uyutma, içki, oyun oynama gibi etkinliklerdir. Halk ÅŸarkılarının haber ve dedikodu iletmek, yerel tarihle, aile kütüklerini belgelemek, bir topluluÄŸun bilgi ve edebiyat birikimini korumak, sürdürmek gibi iÅŸlevleri de vardır.KoÅŸma
  • Halk edebiyatımızda doÄŸa, aÅŸk, ölüm, ayrılık, yiÄŸitlik, toplumsal olaylar gibi konuların iÅŸlendiÄŸi en sık kullanılan ÅŸiir türü. Dörder dizelik bendlerden oluÅŸur. Bend sayısı genellikle 3, 5 arasındadır. Hece ölçüsünün 6+5 veya 4+4+3 duraklı 11’li kalıbıyla yazılır. Åžair koÅŸmanın son bendinde ismini ya da mahlasını söyler. KoÅŸmalar dile gitirilen duygular ve söyleniÅŸlerine göre koçaklama, güzelleme, taÅŸlama, ağıt gibi isimler alır. Karşılıklı konuÅŸma ÅŸeklinde yani “dedim” “dedi” diye baÅŸlayan dizelerle de söylenebilir. Bu tür koÅŸmalara “mürâcaa” ismi verilir. Bütün kafiyeleri cinaslı olan koÅŸmalara “tecnis” denir.ÖRNEK KOÅžMA: KaracaoÄŸlanÖRNEK MÜRÂCAA KOÅžMA: Kul Nesimi

    ÖRNEK TECNİS KOŞMA:

    Derd-i dilim arttı yârimin derdim
    Seksende doksanda yüzde seyr eyle
    Gonca güllerini yârimin derdim
    Gerdanda dudakta yüzde seyr eyle

    Sel gelince yıkılırmış yar dedim
    Al hançeri vur sineye yâr dedim
    Yeter cevr ü cefa etme yâr dedim
    Cism ü bedenimi yüz de seyr eyle

    Çeşmîyâ bin gazel yazdım dîvâne
    El bağladım yâre durdum dîvâne
    Dedi var yıkıl git behey dîvâne
    Aşkın deryasında yüz de seyr eyle

    Çeşmi

    Koşmalar ezgilerine göre ve yapılarına göre olmak üzere ikiye ayrılır.
    Ezgilerine göre koşmalar: Özel bir zegiyle okunurlar ve hece sayısı dikkate alınmaz. Ankara koşması, Acem koşması, Kerem, kesik Kerem, Gevherî, Sümmâni koşması gibi.
    Yapılarına göre koşmalar: Koşmalar yapılarına göre 7’ye ayrılır.
    Düz koşma: Âşık edebiyatında en sık kullanılar tür. Adi koşma olarak da adlandırılır.
    Yedekli koşma: İki şekli vardır. İlki koşma-mani halidir. Koşma bendlerinin arasına aynı kafiyede bir bayati bendi ya da 7 heceli bend girer. İkincisi yedekli 5’li koşma diye adlandırılır. 8’li hece ölçüsüyle yazılır. İlk bend 5, ikinci ve yedek sayılan bend 4 dizelidir.

  • Musammat koÅŸma: Divan edebiyatındaki musammat gazele benzer. İç kafiyeli koÅŸmalardır. Her dizenin birinci ve ikinci kısımları kafiyelidir. 6+5 duraklı kalıpla yazılır.
  • Ayaklı koÅŸma: İlk bendin dize sonlarına, diÄŸer bendlerin ise sadece son dizelerine ziyade eklenerek oluÅŸturulur. Ziyadeler 5 hecelidir. Genellikle musammat koÅŸma ÅŸeklinde yazıldıklarından musammat ayaklı koÅŸma da denir.
  • Türkü

  • Türkiye’nin sözlü geleneÄŸinde, bir ezgi ile söylenen halk ÅŸiirinin her çeÅŸidini göstermek için en çok kullanılan ad “türkü”dür. Özel durumlarda ya da ezginin, sözlerin çeÅŸitlemesine göre ninni, ağıt, deyiÅŸ, hava adları da kullanılmaktadır. Türk halk edebiyatı nazım ÅŸekli ve türüdür. Ezgisi yönüyle diÄŸer halk ÅŸiiri türlerinden ayrılır. Türküler genellikle anonimdir. İsimleri bilinen saz ÅŸairlerinin söyledikleri de giderek halka mal olmuÅŸtur. İlk türkü söyleme “Türkü yakmak” diye anılır. Türkü adı Türk sözcüğüne Arapça “ı” eki eklenmesiyle ortaya çıkmıştır. “Türk’e özge” anlamına gelir.
    Türkü, Türk halk şiirinin en eski türlerindendir. Bu kelime ilk defa XV. Yüzyılda Doğu Türkleri tarafından kullanılmıştır. Hikmet Dizdaroğlu, Anadolu’da türkünün ilk örneğini Öksüz Dede’nin verdiğini belirtir. Türküler genellikle hece vezninin 7, 8 ve 11’li kalıplarıyla kıtalar halinde söylenir. Her kıta türkünün asıl sözlerinin bulunduğu bend ile nakarattan meydana gelir. Nakarat her bendin sonunda tekrarlanır. Bu kısım bağlama veya kavuştak diye de bilinir. Türküleri kesin ayrıma sokmak güçtür. Bir yörede yakılan türkü diğer bir yöreye şekli ve söyleniş biçimi değişerek geçebilir. Türküler ezgilerine, konularına ve yapılarına göre ayrılır.
    1. Ezgilerine Göre Türküler
    a. Usulsüzler: Uzun havalardır. Divan, koşma, hoyrat gibi çeşitlere ayrılır.
    b. Usullüler: Oyun havalarıdır. Bu türe Konya’da oturak, Urfa’da kırık denilir.
    2. Konularına Göre Türküler:
    Ninniler ve çocuk türküleri, tabiat üzerine türküler, aşk türküleri, kahramanlık türküleri, askerlik türküleri, tören türküleri, iş türküleri, eşkıya türküleri, acıklı olaylarla ilgili türküler, güldürücü türküler, karşılıklı söylenen türküler, oyun türküleri, ağıtlar.
    3. Yapılarına Göre Türküler:
    a. Mani kıt’alarından kurulu türküler: Birbirleriyle ilgili konularda söylenmiş manilerin sıralanarak ezgiyle okunmasından meydana gelir.
    b. Dörtlüklerle kurulu türküler.

    ÖRNEK:

    HAVADA BULUT

    Havada bulut yok bu ne dumandır
    Mahlede ölüm yok bu ne figandır
    Adı Yemen’dir gülü çemendir
    Giden gelmiyor acep nedendir

    Burası Muş’tur yolu yokuştur
    Giden gelmiyor acep nedendir

    Kışlanın önünde redif sesi var
    Bakın çantasına acep nesi var
    Bir çift kundurayla bir de fesi var

    Adı Yemen’dir gülü çimendir
    Giden gelmiyor acep nedendir
    Burası Muş’tur yolu yokuştur
    Giden gelmiyor acep nedendir

    HAM MEYVE

    Çamlığı başında tüter bir tütün
    Acı çekmeyenin yüreği bütün
    Ziyamın atını pazara çekin
    Gelen geçen Ziyam ölmüş desinler

    Uzun olur gemilerin direÄŸi
    Yanık olur anaların yüreği
    Ne sen gelin oldun ne ben güveyi
    Onun için açık gider gözlerim

    Ham meyveyi kopardılar dalından
    Beni ayırdılar nazlı yârimden
    Eğer yârim tutmaz ise elimden
    Onun için açık gider gözlerim

    Benim yârim yaylalarda oturur
    Ak ellerin soğuk suya batırır
    Demedim mi nazlı yârim ben sana
    Çok muhabbet tez ayrılık getirir

    TaÅŸlama

  • Bir kimseyi yermek veya toplunun bozuk yönlerini iÄŸneleyici bir dille eleÅŸtirmek için yazılan ÅŸiir. Halk edebiyatı nazım türüdür.
  • Tekerleme
  • Sözlüklerde “ağızda yuvarlanan söz, saçma sapan söz, eÅŸsesli kelimelerle kurulu konuÅŸma” anlamlarına gelen tekerleme masal, hikaye, bilmece, halk tiyatrosu gibi bazı edebi türler içinde veya bağımsız olarak söylenen ölçülü ve kafiyeli sözlerdir. Çokluk çocuk folklorunda hoşça vakit geçirmek, konuÅŸma kabiliyeti kazanmak, oyunlarda eÅŸ ve ebe seçmek için bu yola baÅŸvurulur. Masal tekerlemesi, oyun tekerlemesi gibi adlar alırlar. En çok çocuk oyunlarında, masalların baÅŸ, orta ve sonunda söylenirler. Yöreye göre deÄŸiÅŸik isimle de söylenirler. DoÄŸu Anadolu’da döşeme, Güney Anadolu’da sayışma denir. Karagöz ve ortaoyununda muhavere, çocuk oyununda ebe, çıkarmada ise sayışma diyebiliriz. Türk edebiyatında ilk tekerleme örneklerine XI. yüzyıldan itibaren rastlanır. Divanü Lügati’t Türk’te bazı tekerlemeler yer alır.ÖRNEK TEKERLEME:YaÄŸ yaÄŸ yaÄŸmur
    Tarlada çamur
    Teknere hamur
    Ver Allahım ver
    Sellice yaÄŸmur

    Evvel zaman içinde
    Kalbur zaman içinde
    Deve tellal iken
    Sinek berber iken
    Ben annemin babamın beşiğini
    Tıngır mıngır sallar iken
    O yalan bu yalan
    Fili yuttu bir yılan
    Bu da mı yalan…

    Tekerleme

  • Âşık fasıllarında, saz ÅŸairlerinin yaptıkları ÅŸiir yarışmaları. Halk dilinde tekerleme, âşıklar arasında tekellüm olarak adlandırılır. Bu tür ÅŸiirler ya söylenmesi zor sözcüklerden meydana getirilir ya da darayak ÅŸeklindedir. Ayak daraldıkça kafiye bulmak zorlaşır. Âşıklardan biri fasal aralarında tekerlemeye baÅŸlar ve yeni bir ayak açar.Mani
  • BaÅŸta aÅŸk olmak üzere hemen her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türü. ÇoÄŸunlukla 7 heceli dört dezilek bir bendden meydana gelir. Ama dizeleri 4-5-8-10-14 heceli kalıplarla söylenmiÅŸ maniler de vardır. Birinci, ikinci dördüncü dizeler birbirleriyle kafiyeli, üçüncü dize serbesttir. Yani kafiye diziliÅŸi aaxa’dır. Aaaxa düzeninde maniler de var. İlk iki dize hazırlık dizeleridir. Son iki dize ile anlam baÄŸlantısı yoktur. Asıl anlatılmak istenen son iki dizede verilir. Bir çok mani çeÅŸidi vardır. En çok kullanılanlar düz ya da tam mani, kesik mani, cinaslı mani, yedekli mani, artık mani’dir.
    Düz mani: Yedişer heceli dört dizeden oluşur. Kafiyeleri çokluk cinassızdır.

    ÖRNEK MANİLER:

    Akşamlar olmasaydı
    Badeler dolmasaydı
    Yâr koynuna girince
    Hiç sabah olmasaydı

    A benim bahtiyarım
    Gönülde tahtı yârim
    Yüzünde göz izi var
    Sana kim baktı yârim

    Anne demeye geldim
    Kaymak yemeye geldim
    Meramım kaymak değil
    Yâri görmeye geldim

    Bağlarında üzüm var
    Mor şalvarda gözüm var
    Kaçma yârim uzağa
    Sana bir çift sözüm var

    DaÄŸlarda gezer oldum
    Okuyup yazar oldum
    Ben bir güzel uğruna
    Kuruyup gazel oldum

    Hıçkırık tuttu beni
    Tuttu kuruttu beni
    Elin oÄŸlu deÄŸil mi
    Gitti unuttu beni

    Kahve Yemen’den gelir
    Bülbül çimenden gelir
    Ak topuk beyaz gerdan
    Her gün hamamdan gelir

    Kesik mani: Birinci dizesi 7 heceden az, anlamlı ya da anlamsız bir sözcük grubu olan maniler. Bu kesik dize sadece kafiyeyi hazırlar. EÄŸer meydan ve kahvehanelerde söylenen ve ilk dizeleri “aman aman” ünlemi ile doldurulan manilerse bunlara İstanbul manileri denir.

    ÖRNEK KESİK MANİ:
    Karaca
    Aldım aşkın tüfeğin
    Vurdum bir kaç karaca
    Dünyada bir yâr sevdim
    Kaşı gözü karaca

    DaÄŸ bana
    Bahçe sana bağ bana
    Değme zincir kâr etmez
    Zülfin teli bağ bana

    Ayağı
    Kuşlardan bir kuş gördüm
    Var başında ayağı
    Üstad manici isen
    Aç maniden ayağı

    Cinaslı mani: Kesik manilerde eğer kafiye cinaslı ise bunlara cinaslı mani denir.
    Yedekli mani: Düz maninin sonuna aynı kafiyede iki dize daha eklenerek söylenen maniler. Cinaslı kafiye kullanılmaz, birinci dizeleri anlamlıdır. Yedekli maniye artık mani de denir.

    ÖRNEK ARTIK MANİ:

    Ağlarım çağlar gibi
    Derdim var daÄŸlar gibi
    Ciğerden yaralıyım
    Gülerim çağlar gibi
    Her gelen bir gül ister
    Sahipsiz baÄŸlar gibi

    Tası yok tası yok
    Ne viran çeşme imiş
    Su içecek tası yok
    Yıkıldı viran gönlüm
    Yapacak ustası yok
    Şu vefasız dünyanın
    Ucu var ortası yok

    Deyiş: İki kişinin karşılıklı söylediği manilerdir. Soru yanıt şeklinde düzenlenir. Bir başka kişinin ağzındanmış gibi aktarıldığı şekilleri de vardır.

    ÖRNEK DEYİŞ:

    Adilem sen naçarsın
    İnci mercan saçarsın
    Dünya deniz olanda
    Gönlüm nere kaçarsın

    Ağam derim naçarım
    İnci mercan saçarım
    Dünya deniz olunca
    Ben kuş olup kaçarım

    Adilem sen naçarsın
    La’l ü gevher saçarsın
    Ben bir ÅŸahin olunca
    Yavrum nere kaçarsın

    Ağam derim naçarım
    La’l ü gevher saçarım
    Sen bir ÅŸahin olunca
    Ben yerlere kaçarım

    Adilem sen naçarsın
    La’lü gevher saçarsın
    Ben azrail olunca
    Kuzum nere kaçarsın

    Ağam derim naçarım
    La’l ü gevher saçarım
    Sen azrail olunca
    Ben cennete kaçarım

    Ninni

  • ÇocuÄŸun uyumasının saÄŸlanması ya da aÄŸlamasının durması için, sade bir dille ve hece ölçüsüne göre ezgili olarak söylenen ürünler. Söyleyeni belli olmayan bu ürünler dörtlüklerden ve nakarat bölümlerinden oluÅŸur. Özel bir beste ile söylenir. Bu sözler annenin o andaki ruh durumunu yansıtır. Ninniler genellikle mani türünde bir dörtlükten meydana gelen bir çeÅŸit türküdür. Ninni, Divanü Lügati’t Türk de “balubalu” diye adlandırılır. Öteki Türk boylarında deÄŸiÅŸik isimler verilmiÅŸtir.ÖRNEK NİNNİ:Dandini dandini danalı bebek
    Elleri kolları kınalı bebek
    Benim oğlum nazlı bebek
    Uyusun yavrum ninni
    (Manisa yöresinden)

    Çaya vardım çay susuz
    Çadır kurdum yaylasız
    Benim yavrum pek huysuz
    Ninni yavrum ninni
    (Denizli yöresinden)

    Ağıt

  • DoÄŸal afetler, ölüm, hastalık vb. çaresizlikler karşısında korku, heyecan, üzüntü, isyan gibi duyguları ifade eden ezgili ürünlerdir. Ağıt söyleme iÅŸine ağıt yakma, ağıt söyleyenlere ise ağıtçı denilmektedir.
  • İlahi

  • Tanrıyı övmek, ona yakarmak için söylenilen dini ÅŸarkılara ilahi denir. Tekke edebiyatında ise din ve ahlakla ilgili ÅŸiirler ilahi adıyla tanımlanır. Hem koÅŸma, hem semai biçiminde ve hem hece hem de aruz ölçüsüyle yazılmış ÅŸiirlerdir. Hece ölçüsünde 7, 8 ve 11’li kalıplar tercih edilmiÅŸtir. İlahi yazarı halk ÅŸairleri içinde ilk akla gelen Yunus Emre’dir. Daha sonra EÅŸrefoÄŸlu Rumi, Niyazi-i Mısrai, Aziz Mahmut Hüdayi, Yunus Emre’nin etkisinde kalarak ilahiler yazmışlardır. BektaÅŸi ilahilerine “nefes”, Alevi ilahilerine “nefes”, “deme”, “deyiÅŸ”, Mevlevi ilahilerine “ayin”, GülÅŸeni ilahilerine “tapuÄŸ”, Halveti ilahilerine “durak”, diÄŸer tarikatlar da ise cumhur veya ilahi adı verilir. Dörtlüklerle yazılanlarda kafiye düzeni koÅŸmaya, beyitlerle yazılanlarda kafiye düzeni gazele benzer.
    GiriÅŸ bölümüne zemin, geliÅŸme ve sonuç bölümüne miyan denir. Bu ikisinin arasında nakarat bölümleri bulunur. Müzik parçası olarak bakıldığında zemin-nakarat-meyan-nakarat sistemindeki bir kalıba uyarlar. Toplu halde seslendirilmek için bestelenmiÅŸ ilahiler “cumhur ilahi” diye bilinir. Solo ilahilerde de koronun söylediÄŸi parçaya “cumhur” adı verilir. İlahiler okundukları yer ve zamana göre cami ilahisi, tekke ilahisi, mektep ilahisi, ramazan ve muharrem ilahisi, Mekke ilahisi, Kadir Gecesi ilahisi gibi adlarla anılır.
    Semai
  • Halk ÅŸiirinde hecenin sekizli ölçüsü ile koÅŸma biçiminde düzenlenen ve özel bir ezgi ile söylenen ÅŸiirlerdir. Genellikle en az üç, en fazla beÅŸ dörtlükten oluÅŸurlar. ÇoÄŸunlukla doÄŸa, güzellik, ayrılık. kavuÅŸma gibi duygusal ve lirik temaları iÅŸlerler. Semainin hece ölçüsünün yanında aruz kullanılarak yazılanları da vardır.