Hayatın Işığı Altında..

ışık tutmak için: ziranbula

TÜRKİYE SATILIYOR (Farkında mıyız?)


Türkiye’de yabancılara toprak satışından sonra yine akp ile birlikte ilginç bir dönemin başladığına şahit oluyoruz. Bu dönem; utanmadan, sıkılmadan devletin kar getiren kuruluşlarını yabancılara ucuza satma dönemi… Şu an “Ben tüccar başbakanım, iyi pazarlık yaparım”, “Ülkemi pazarlamakla mükellefim” diyen bir Başbakana, “Aktif pazarlama yapıyoruz”, “Aslanlar gibi satarım, kimseyi karıştırmam” diyen bir Maliye Bakanı’na sahibiz. Akp’nin bu aslan (!) biraderleri canla başla Türkiye’yi pazarlıyorlar. Kime pazarlıyorlar? Tercih; yabancılar… Yerli sermayenin işin içine dahil olması hükümeti rahatsız ediyor. Çünkü, ortalıkta teminat mektupları ve verilen sözler uçuşuyor. Bu nedenle kapalı kapılar arkasında yabancılarla pazarlık yapılıyor, yabancılara ihaleler veriliyor, bunun için yönetmelik hatta kanun bile çıkartılıyor.

Ne ilginçtir ki; bu biraderler kimlerle görüşürse, ihaleler görüştükleri kişilere kalıyor. Başbakan, Lübnan gezisinde, ermeni diasporasının destekçisi Lübnanlı Hariri ailesi ile görüşüyor, suikastla öldürülen eski başbakanın oğlunun şirketi Oger Telekom, Türk Telekom satış ihalesine giriyor ve kazanıyor. Ne ilginçtir ki; biraderler yahudi Ofer’lerle görüşüyor. Önceleri görüşmediğini ifade eden Başbakan daha bir gün dolmadan “Görüştüm. Ne var yani?” diyor. Daha sonra dört kez görüştüğü ortaya çıkıyor. Başbakanı tedirgin eden, önce “görüşmedim” dedirten nedir, bilemeyiz tabi… Görüşmelerin ilki; 2002 kışında Davos’ta gerçekleşiyor. Burada görüşülen kişi oğul Eyal Ofer… İkinci görüşme; 2003’te, Davos toplantıları sırasında gerçekleşiyor. Üçüncü görüşme; 14 Ağustos 2003’te, Ankara Bilkent Otel’de baba Sami ve oğul Eyal Ofer ile gerçekleşirken, dördüncü görüşme de; Ocak 2004’te Davos’ta Eyal Ofer’le gerçekleşiyor. Kendisinin affı için yasa bile çıkartan Maliye Bakanı Unakıtan da Ofer’lerle sık sık görüşüyor. Hatta bir keresinde görüşmek için Hong Kong’a bile gidiyor.

“Yahu birbirlerini seviyorlar, ne var görüşemezler mi?” diyorsanız, dikkat!! Bu görüşmelerden sonra yahudi Ofer, ne tesadüf ki, Kuşadası limanı satış ihalesini alıyor. Hatta satışla ilgili yönetmelik çıkartılıyor. Yönetmelik hukuka aykırı olduğu için bu yönetmeliği Danıştay iptal ediyor. akp’yi bu Danıştay kararı bile durduramıyor, sonunda kanun çıkartıyorlar. Ofer’in Kuşadası’nda özelleştirmeden aldığı yerdeki kaçak 56 işyeri için af kanunu da çıkmış oluyor.

Sonraki gelişmeler Kuşadası limanı satışının daha başlangıç olduğunu gösteriyor. Tüpraş’ın yüzde 14.7’lik hissesi, mevzuata aykırı ve gizli olarak Bakan Unakıtan’ın kendisine bağlı Özelleştirme İdaresi’ne verdiği talimatla yahudi Ofer’e sudan ucuz bir fiyata satılıyor. Ofer de bu satıştan 6 ay sonra 755 milyon doları kasasına indiriyor. Bu da yetmiyor; Galataport’un imar planı bir gecede çıkartılan yasa ile İstanbul Belediyesi’nden alınıp özelleştirmeye veriliyor. 48 yıllığına, çerez parası sayılacak taksitlerle ödeme yapmak şartıyla ihale Ofer’e bırakılıyor.

Ne ilginçtir ki; TMSF’nin yönetiminde olan Süper Fm ile Metro Fm tahminlerin çok üstünde bir fiyata militan bir siyonist kuruluş olan Can West’e satılıyor. Bunun da medyadaki ‘yerli kartellere’ karşı ‘siyonist bir kartel’ oluşturma düşüncesi ile ilgili olduğu belirtiliyor. Star Tv.’yi Doğan Grubuna kaptıran Can West, şimdilerde TGRT ile ilgileniyor. Hakkında edinebildiğimiz bilgilere göre Can West, 1975 yılında küçük bir TV istasyonu olarak yahudi İsrael Asper tarafından kurulan yapının bugünkü adı. Kanada, Avusturalya, Yeni Zelanda ve İrlanda’da medya yatırımları olan ve özellikle görünen anavatanı Kanada’da tekel kurmakla suçlanıyor.

Türkiye, yabancı istilası ile karşı karşıyadır. Önce Telekom, Tüpraş, sonra Galataport ve Türk limanları ile devam eden, radyo satışlarıyla bir kere daha karşımıza çıkan bir istila ile karşı karşıyayız.

Devam edelim.. Son günlerde de Dubaili prensin Türkiye’ye 5 milyar dolarlık yatırım yapacağı haberi çok tartışılıyor. Diğer satışlarda olduğu gibi yine bir görüşmeden sonra yani Başbakan’ın Dubai gezisinden sonra Türkiye’ye gelen Dubaili şeyhe İstanbul’da devlet arazisi hiçbir ihale yapılmadan veriliyor. Şimdilerde şeyhin yatırımdan vazgeçtiği de söyleniyor.

Aktif pazarlama Türkler’i kapsamıyor ki, ihale yapılmıyor. Yapılsa da ihale şartları Türk şirketlerinden saklanıyor. Galataport ihalesini alan Ofer de, 5 yıl hiç ödeme yapmayacak. Geri kalan parayı da 48 yılda taksit taksit ödeyecek. “Aktif pazarlama yapıyoruz” diyenler, bu ihalenin şartlarını nedense Türk şirketlerine iletmemişler. Hatırlayınız, Rahmi Koç ‘bırakın holdingi ben bu şartları bilse idim, Rahmi Koç olarak bu ihaleye girerdim’ demişti.

Başbakan R.T.E, devlet kuruluşlarının yabancılara peşkeşine direnen kesimlere ‘sermaye ırkçıları’ ifadesini kullanıyor. Birilerinin arap, yahudi, Batı düşmanlığı yaptığını ima ederek, ‘Yahu kime dostsunuz?’ diye soran RTE, bana kalırsa bu milletin zekasıyla dalga geçiyor. Soralım… Şu malum yabancı sermaye Türkiye’de ‘sıfırdan’ kaç tane fabrika açmıştır? Kaç tane? Yabancı sermaye fabrika açarsa, işsizlere iş imkanı sağlarsa ‘yararlıdır’ diyebiliriz.. Fakat, milletin etinden, tırnağından arttırarak kurduğu, kar getiren kuruluşları yok pahasına satmaya çalışıyorsanız, birileri de bunları yok pahasına almaya çalışıyorsa bu ülkeye yabancı sermayenin girmesi değil, düpedüz yabancı istilasının ülkeyi sarmasıdır. Bugün Türkiye’de yabancı istilası vardır. Bu yabancı sermaye dedikleri, hükümetin yardım ve desteğiyle kuruluşlarımıza ucuz yoldan sahip olmayı, çöreklenmeyi düşünüyorsa doğal olarak karşı çıkacağız. Hükümet, devlet kuruluşlarını siyasi rüşvet olarak peşkeş çekmektedir. Bunca yapılanlar peşkeş değil de nedir?

Salur Beğ

Kaynak: www.nihalatsiz.org

! Detaylar ... !

Ekleyen: admin
Kategori: Farkında mıyız
Tarih: 21st Mayıs 2008

Etiketler: ,

  • Bu yazıyı RSS 2.0 ile takip edebilrsiniz.

  • Sosyal imleme sitelerine ekleyebilirsiniz:
    Digg'e EKLE Bookmark'a EKLE Stumble'a EKLE Technorati'e EKLE