Aruz ölçüsü
Aruz ölçüsünde ahenk, şiirin dizelerindeki hece sayısına, yapısına ve durağına bağ-lı denklikle sağlanır. Bu demektir ki aruz ölçüsünde dizedeki hece sayısının ve du-raklarının denkliğinin yanı sıra hecelerin açık ya da kapalı oluşları da göz önündetutulur. Bu durum Arap dilinin özelliğinden kaynaklanır. Araplar fa’ale sözcüğü-nün türevleri olan fa’lün, fâ’ilün, fa’ilâtün, fe’ilün, fe’ilâtün, fe’ûl, fe’ûlün, mefâ’ilün,müstef’ilâtün sözcükleriyle (tef’ileleriyle) bahr denilen aruz kalıpları oluşturmuşlar-dır. Arap aruzunda on dokuz bahr vardır. Her bahr için ayrıca kalıplar türetilir.Arap aruzu çok zengindir. Farslar aruzu Araplardan almış, Farsçanın özelliklerineuydurmuşlardır. Türkler de Farslardan aldıkları Acem aruzunu işleyerek, Türk aru-zunu oluşturmuşlardır. Türk aruzunda bu kalıplardan altı tanesi çok kullanılır.Şeyh Galip kalıp sayısını dokuza çıkarmıştır.
Aruza göre kaç türlü hece vardır?
Aruzu anlamak için Arapçanın hece yapısını bilmek gerekir. Arapçada temel olanünsüzlerdir. Arap Alfabesinde ünlü olarak yalnız elif vardır; â harfine karşılıktır.vav hem v hem de û yerine kullanılır; ye ise hem ye hem de î yerine kullanılır.Ancak kelimedeki ünlü kısa ise harfle de gösterilmez, ünsüzün üstüne ya da altınahareke konulur. Arapçada temel olarak iki türlü hece vardır: açık hece, kapalı hece.Açık hece ünlüyle biter, kapalıhece ünsüzle biter. Bunlar da ünlülerinin uzun ya dakısa oluşuna göre ayrılır; böylece Arapçanın hece türü dörde çıkar.
• Türkçede iki türlü açık hece vardır; bir ünlüden oluşan açık heceler (a-, e-, ı-,ü-…), bir ünsüz + bir ünlüden oluşan açık heceler(sa, ne- li, to…). Aruzda Türkçe-nin açık heceleri kısa açık hece sayılır, değeri yarım sestir. Bunlara benzer hecelerArapça ve Farsçada da vardır.
• Türkçede uzun ünlü yoktur; Arapça ve Farsçada vardır. Ya bir uzun ünlü-den kurulmuşya da bir ünsüzle bir uzun ünlüden kurulmuşhecelerdir. Her iki-sinin de değeritam sestir. Aruz uygulamasında ( _ ) ile gösterilir:â, î, û; mâ, rî, bû…
• Türkçede dört türlü kapalı hece vardır; bir ünlü + bir ünsüzden oluşan kapa-lıheceler (el, iş, or, ut…), bir ünsüz + bir ünlü + bir ünsüzden oluşan kapalıhece-ler (say, der, lir, doy…), bir ünlü + iki ünsüzden oluşan kapalı heceler (alt, ilk, ört,üst…), bir ünsüz + bir ünlü + iki ünsüzden oluşan kapalıheceler(Türk, dört, kırk,dinç, vanç…). Aruzda Türkçenin bu kapalıheceleri hep bir tam ses değerindedir.
• Arapça ve Farsçada uzun ünlülü kapalı heceler vardır; bir uzun ünlü + birünsüzden oluşan kapalı heceler (âb, âf, ûd…), bir ünsüz + uzun bir ünlüden olu-şan kapalıheceler(kâ, dî, bû, bî…), bir ünsüz + uzun bir ünlü + bir ünsüzden olu-şan kapalıheceler(mâr, yâr, bûy, şîr…), bir ünsüz + bir uzun ünlü + iki ünsüzdenoluşan kapalı hecelerdir (dôst, pôst). Aruz uygulamasında bu heceler kimi za-man bir, kimi zaman bir buçuk ses değerindedir, bir buçuk ses değerinde olan-lar ( ˘_ ), ( _ ˘) ile gösterilir: mâr, sîm, hûn…
Aruzda Kalıplar
Bu açıklamalara göre aruzda kalıp parçaları (tef’ileler) şöyle gösterilir.
fa’lün: ( _ _ ): ma’lum (mâlum), saygın…
fâ’ilün: ( _ . _ ), ( _ ˘_ ): kâtibân, mâvi kuş…
fa’ilâtü: ( _ . _ . ), ( _ ˘_ ˘): dizlerinde, gözlerinde…
fa’ilâtün: ( _ . _ _ ), ( _ ˘_ _ ): nâzenînin, gelmiyorsun…
fe’ilün: ( . . _ ), ( ˘ ˘_ ): gazelin, yakamoz…
fe’ilâtün: ( . . _ _ ), ( ˘ ˘_ _ ): şerefinden, sokağından…
fe’ûl: ( . _ ), ( ˘): elîm, çetin…
fe’ûlün: ( . _ _ ), ( ˘_ _ ): Muhammet, çocukluk…
mef’ûlü: ( _ _ . ), ( _ _ ˘): paymâne, gönlümde…
mef’ûlün: ( _ _ _ ): nâşâdın, Mehmetçik…
mefâ’ilü: (. _ _ .), ( ˘_ _ ˘): şehinşâhı, bahârında…
mefâ’ilün: (. _ . _ ), ( ˘_ ˘_ ): mürüvvetin, iniş yokuş…
mefâ’îlün: (. _ _ _ ), ( ˘_ _ _ ): tasavvurdan, kömür gözlüm…
müfteilün: (_ . . _ ), ( _ ˘ ˘_ ): cevr-i cefâ, haykırayım…
müstef’ilün: (_ _ . _ ), ( _ _ ˘_ ): dâr-ül fünûn, yalın ayak…
mütefâilün: (. . _ . _ ), ( ˘ ˘_ ˘_ ): mütemâdiyen, neşelendiler…
müstef’ilâtün: ( _ _ . _ _ ), ( _ _ ˘_ _ ) : ey serv-i sîmin, kumsalda gezmek…
Aruz ölçüsünde kurallar
- Ulama : Bağlama, bağlayış anlamındadır.Sessiz harfle biten kelimeyi sesli harfle başlayan kelimeye bağlayarak okumaktır.
- İmale : Çekme demektir. Kapalı heceye ihtiyaç duyulan yerlerde açık heceyi uzatarak okumaktır.
- Zihaf : Kısma demektir. Uzun heceyi daha kısa sesle okumaktır.
- Feilâtün ile Fâilâtün kalıpları ve Feilün ile Fa’lün kalıpları birbirlerinin yerini alabilirler.
Aruz ölçüsünün türk edebiyatındaki yeri
Aruz vezni arap edebiyatının resmi ölçüsüdür. Eski çağlardan beri, halk şiiri ve hece vezninin türk edebiyatında güçlü bir yeri olmuştur. Talas Savaşı sonrasında, İslamiyeti kabul ettikten sonra, İran edebiyatının etkisiyle Türkler de farsça şiirler yazmışlar ve iran aruzunu kullanmaya başlamışlardır. Türkçe olarak yazılan ilk ve temel eserlerden Kutadgu Bilig’de aruz kalıpları kullanılmıştır: (fa’ûlün fa’ûlün fa’ûlün fa’ûl).
Türkçenin yapısının arapça ve farsçaya benzememesi ve türkçede uzun sesli bulunmaması türk şairlerin aruz ölçüsünü kullanırken güçlüklerle karşılaşmasına yol açmıştır. Bu problemler ilk zamanlarda hece ölçüsüne en yakın olan kalıpların seçilmesiyle aşılmıştır. Divan şiirinin ünlü şairleri arasında Fuzuli,Baki, Nefi ve Nedim sayılabilir. Aruz, birkaç ünlü divan şairi dışında, ancak 19. ve 20. yüzyıllarda Tevfik Fikret, Mehmed Akif Ersoy, Yahya Kemal gibi şairlerin elinde bir türk aruzu durumuna gelmiştir. 1911 yılında başlayan Milli Edebiyat akımıyla ve özellikle Ziya Gökalp`in “ aruz sizin olsun, hece bizimdir” söyleyişiyle, aruzdan kopan şairler hece veznine sarılmışlar.







