Hayatın Işığı Altında..

ışık tutmak için: ziranbula.

AKARSULAR VE AKARSULARIN OLUŞTURDUĞU YER ŞEKİLLERİ


AKARSULAR VE AKARSULARIN OLUŞTURDUĞU YER ŞEKİLLERİ

 

A. AKARSULAR

 

Akarsuyun, içerisinden geçtiği yatağı kazması ve kopardığı parçacıkları taşıması olayına aşındırma denir. Akarsular kimyasal ve fiziksel (mekanik) yollarla aşındırma yaparlar.

 

1. Kimyasal aşındırma: Sıcaklığın yüksek olduğu zamanlarda veya sürekli sıcak bölgelerde, akarsuların geçtikleri yeri eritmesiyle yaptığı aşındırmadır.

 

 2. Fiziksel (Mekanik) aşındırma: Akarsular, eğime bağlı olarak kazandıkları güçle, yatağındaki kayaları parçalayarak aşındırır. Akarsular genelde fiziksel yolla aşındırma yaparlar.

 

Akarsuların fiziksel aşındırması üç şekilde olur.

 

a. Derine aşındırma: Akarsuların yatağını düşey doğrultuda ışındırarak, deniz seviyesine indirmeye çalışmasıdır.

 

b. Yana aşındırma: Akarsuların içlerindeki materyallerle birlikte, eğimin azaldığı yerde salınımlar yaparak, yanlara çarpması sonucu meydana gelen aşındırmadır.

 

c. Geriye aşındırma: Akarsularda su miktarı en çok ağız kısmında olur. Çünkü, bu kısımda bütün kollarından aldığı suyu taşır. Bu kesimdeki su fazlalığı nedeniyle, akarsular yataklarını, denize döküldükleri yerden başlayarak geriye doğru aşındırmaya başlarlar. Böylece aşınan nokta, kaynağa doğru kayar ve zamanla üzerindeki şelaleler ortadan kalkar. Buna geriye doğru aşındırma denir.

 

Geriye doğru aşındırma ile akarsular, çevredeki küçük akarsuları kollarıyla birlikte kendisine bağlar. Buna kapması veya kapma denir

 

Akarsular vadilerini kazıp derinleştirdikçe, yataklarının eğimi gittikçe azalır. Bu yüzden zamanla akış yavaşlar, aşındırma eski hızını kaybeder ve en sonunda hemen hemen sona erer. yatağında artık, başlangıçtaki pürüzler, şelaleler ortadan kaldırılmış olur. Bu duruma erişen bir akarsuyun, ağzından kaynağına doğru uzanan profili iç bükey bir eğri halindedir. Buna denge profili denir.

 

 Denge profiline ulaşmış bir akarsuda;

 

eğimi azalmıştır. Akış hızı azalmıştır.

Aşındırma gücü azalmıştır. Su potansiyeli azalmıştır.

Enerji üretimi için elverişsizdirler. Üzerinde ulaşım ve taşımacılık yapılabilir.

 

 

B. AKARSULARIN OLUŞTURDUĞU YER ŞEKİLLERİ

 

AKARSULARIN AŞINDIRMASIYLA OLUŞAN YER ŞEKİLLERİ

 

1.

 

a. Boğaz (Yarma ): Yüksek dağ sıralarını enine yarıp geçen akarsular bu tür oluştururlar. Vadilerin yamaçları oldukça diktir ve dardır.

 

Türkiye’de, Kızılırmak, Yeşilırmak, Fırat, Sakarya, Seyhan ve Göksu nehirleri ile Zap suyu böyle vadilerden akarlar.

 

b. Kanyon : Yamaçlardaki farklı aşınma sonucu, basamaklı bir biçimde oluşan tipidir. Yamaçlar oldukça dik ve derindir. Genellikle kolay aşınabilen kalın kalker tabakaları içerisinde oluşurlar.

 

Kanyon , Türkiye’de pek yaygın değildir. Akdeniz Bölgesi’ndeki Göksu vadisinde kanyonlar görülür.

 

c. Çentik (Kertik) : yatağında aşındırma derine doğru sürüyorsa “V” şekilli oluşur. Bu tür vadilere çentik adı verilir.

 

Çentik ülkemizde en yaygın olan tipleridir. Dağlık alanlarda bu tür vadilere sıkça rastlanır.

 

d. Yatık yamaçlı : Farklı aşınma sonucunda farklı yükseklikteki yamaçlara sahip olan tipidir. yatağının eğiminin azaldığı yerlerde görülür.

 

e. Tabanlı : aşındırmasının ileri safhalarında oluşan şeklidir. tabanı ova özelliği kazanır. yamaçları iyice yatıklaşır ve belirginliğini kaybeder.

 

Türkiye’de özellikle Batı Anadolu’da bu tür yaygındır.

 

 

2.

 

Akarsular, eğimlerinin azaldığı yerlerde kıvrılarak akarlar. Hem aşındırma, hem de sonucunda, bu kıvrımlar daha da genişleyerek menderesleri oluştururlar.Hem aşındırma hem şeklidir.

 

Mendereslerde yana aşındırma fazla olduğu için sık sık değiştirirler. Ülkemizde, ovaların tabanlarında ve olgun vadilerdeki akarsular çizerek akarlar.

 

oluşturan bir akarsuyun;

 

eğimi azalmıştır.   

hızı azalmıştır.

Uzunluğu artmıştır.                  

Aşındırma gücü azalmıştır.

faaliyetleri yaygındır.

 

 

3. Kırgıbayır (Badlands)

 



Şiddetli yağmurların oluşturduğu selinti suları, bitki örtüsünün bulunmadığı ve kolay aşınabilen arazileri aşındırır.

 

Bunun sonucunda, arazi yüzeyi girintili çıkıntılı bir görüntü alır. Bu tür arazilere kırgıbayır adı verilir.

 

Kırgıbayır, özellikle sağanak yağışların görüldüğü, yarı kurak bölgelerde daha sık meydana gelir. Türkiye’de, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygındır.

 

4. Çağlayan ve Çavlanlar (Şelaleler)

 

yataklarında, bazen bazı tabakalar aşınmaya karşı farklı direnç gösterirler. Bunun sonucunda da basamaklar oluşur. İşte, akarsuların bu basamaklardan akan kısımlarına çağlayan adı verilmektedir. Eğer basamaklar yüksekçe ve düşen su miktarı fazla ise, böyle kısımlar da çavlan veya şelale olarak isimlendirilir.

 

Ülkemizdeki en tanınmışları, Manavgat Çağlayanı ile Düden, Muradiye ve Gürlevik şelaleleridir.

 

Çağlayan ve çavlanlarda suların yüksekten düştüğü kısım aşınırsa, derin oyuklar oluşur. Bu oyuklara dev kazanı adı verilir

 

5. Peribacaları

 

Volkanik arazilerde, selinti sularının, aşınmaya karşı farklı dirençteki tabakaları aşındırması sonucunda oluşan şekillerdir.Oluşumunda volkanik tüflü arazi,sel ve yağmur suları,bitki örtüsünün az olması ve rüzgar etkilidİR.

 

Türkiye’de Nevşehir, Ürgüp, Göreme, Avanos çevresinde yaygındır.

 

6. Peneplen (Yontukdüz)

 

Akarsuların ve akarsularla birlikte diğer dış kuvvetlerin, yeryüzünü aşındırması sonucunda deniz seviyesinde hafif dalgalı düzlükler oluşur. Bunlara peneplen (yontukdüz) adı verilir.

 

Ülkemiz yeryüzü şekilleri IV. jeolojik zamanın başlarında toptan yükseldiği için, iç kısımlarda peneplen izlerini görmek mümkündür.

 

 

AKARSULARIN BİRİKTİRMESİYLE OLUŞAN YER ŞEKİLLERİ

 

AKARSULARDA BİRİKTİRME

 

Akarsuların yapabilmesi için;

 

– Eğimin azalması ,Suyun azalması

 

 

hızının azalması, yükünün artması

 

 

gereklidir. Bu faktörler bir arada olunca, akarsuyun gücü azalır ve başlar.

 

BİRİKİM ŞEKİLLERİ

 

1. Birikinti Konileri ve Yelpazeleri

 

Dağ yamaçlarından düzlüğe inen akarsular, taşıdıkları materyalleri eğimin azaldığı yerlerde yarım koni şeklinde biriktirirler. Bunlara birikinti konisi denir.

 

Akarsuların taşıdıkları maddeler ince ise, geniş bir alana yelpaze gibi yayılırlar. Bunlara da birikinti yelpazesi denir. Ülkemizde dağ eteklerinde, bu tip şekillere sıkça rastlanır.

 

2. Dağ Eteği Ovaları Dağ eteğinde, eğimin azaldığı yerlerde meydana gelen birikinti konileri ve yelpazelerinin zamanla yanlara doğru büyüyerek birleşmeleri sonucu oluşan ovalardır.

 

Bursa ovası, Uludağ’ın eteğinde oluşmuş bir dağ eteği ovasıdır.

 

3. Dağ İçi Ovaları

 

Dağ içlerinde, eğimin azaldığı yerlerde, akarsuyun taşıdığı malzemeleri biriktirmesi sonucu oluşan düzlüklerdir. Engebeli ülkelerde daha fazla oluşur.

 

Malatya, Muş, Elazığ ovaları bu şekilde oluşmuşlardır.

 

4. Taban Seviyesi Ovaları

 

Akarsuların denize yaklaştıkları yerlerde taşıma gücü azdır. Böyle yerlerde akarsular, taşıdıkları malzemeleri biriktirirler ve ova yüzeyini alüvyal dolgu alanı haline getirirler. Böyle oluşan düzlüklere taban seviyesi ovası veya alüvyal taşkın ovası denir.

 

5. Delta Ovaları

 

Akarsuların taşıdıkları malzemeleri, deniz içerisinde biriktirmesi sonucu, üçgene benzeyen düzlükler meydana gelir. Bunlara delta ovası adı verilir.

 

Delta ovalarının oluşabilmesi için,

 

Akıntıların olmaması,

yükünün fazla olması

Gel - git genliğinin az olması

Kıyının sığ olması gerekir

 

Türkiye’de birçok delta ovası vardır. Başlıcaları Çukurova, Bafra ve Çarşamba ovalarıdır.

 

 6. Taraçalar (Sekiler) Aüvyal tabanlı üzerindeki akarsuların, yeniden canlanarak, yatağını kazması sonucunda oluşan yüksekte kalmış eski tabanlarıdır. Türkiye’de, çeşitli zamanlarda epirojenik hareketler görüldüğü için, boyunca taraçalar görülür.

 

7. Kum Adacıkları

eğiminin azaldığı ve yatağın genişlediği yerlerde, taşınan alüvyonlar ve kumlar küçük adacıklar şeklinde biriktirilir. Bunlara kum adacıkları dENİR.



Bu sayfaya yorum yapabilirsiniz Bu sayfa yeterli değilse forumda yardım isteyin Sayfanın ayrıntıları


Wohnen & Einrichten usta-pagerank.com

Kültür Sanat Siteleri Toplist BlogArsivi Link Değişimi